Hukuk Bülteni
Hukuki Haberler — 27 Nisan 2026: Yapay Zeka, Nafaka ve Yeni Kanunlar
Yayımlandı 27 Nisan 2026·9 dk okuma
Geçtiğimiz hafta Türk Hukuku açısından yoğun geçti. Adalet Bakanlığı'nın yapay zeka destekli hukuki hizmet projesi kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, Yargıtay'ın nafaka ve tahliye taahhüdüne ilişkin içtihatları avukatlık pratiğini doğrudan etkileyen kararlar olarak öne çıktı. Meclis'te ise doğum iznini uzatan ve sosyal medyaya yaş sınırı getiren kanun yürürlüğe girdi.
Hukukçunun Gündemi
2026 HMGS Sınavına 12.993 Aday Katıldı — Sonuçlar 21 Mayıs'ta
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS), avukat, hâkim ve savcı adaylarının mesleğe kabulünde aranan zorunlu eşiklerden biri olup her yıl ÖSYM tarafından düzenlenmektedir. 2026-HMGS/1 sınavı, 26 Nisan Pazar günü 17 il ve 18 sınav merkezinde, 36 bina ve 462 sınav salonunda gerçekleştirildi. Sınava toplam 12.993 aday katıldı.
Temel soru kitapçığı ve cevap anahtarı sınav günü ÖSYM tarafından yayımlandı. Sonuçların 21 Mayıs 2026 tarihinde açıklanması bekleniyor. Sınav sonuçları, hukuk fakültesi mezunlarının mesleki kariyer tercihlerini doğrudan şekillendirdiğinden barolar ve yargı çevreleri tarafından yakından takip ediliyor.
Soru kitapçığı ve cevap anahtarı →
Adalet Bakanlığı Yapay Zeka Avukatlık Sistemi: 78 Baro Ortak Bildiri Yayımladı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Edirne'deki tarihi Peykler Medresesi'nde yapay zeka destekli hukuki hizmet projesini tanıttı. Projeye göre vatandaşlar; kira, nafaka ve alacak uyuşmazlıklarını sisteme yazarak otomatik olarak dava dilekçesi şablonu, olası kararlar hakkında yönlendirme ve delil önerileri alabilecek.
Projenin kapsamı ve olası etkileri hukuk camiasında tartışma yarattı. Türkiye'deki 78 baronun tamamı, Türkiye Barolar Birliği (TBB) koordinasyonuyla ortak bildiri yayımladı. Bildiride, yapay zeka sisteminin adil yargılanma hakkı, savunma hakkı ve hukuk güvenliği üzerindeki etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Barolar, vatandaşın makine tarafından üretilen bir dilekçeyle mahkemeye çıkmasının nitelikli hukuki temsil ile özdeş tutulamayacağını savunuyor.
Bu tartışma, yapay zekanın hukuki hizmetlere entegrasyonunun küresel ölçekte gündemdeki yerini koruduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Avukatlık mesleğinin geleceği ve erişilebilir adalete dair politika tartışmaları önümüzdeki dönemde daha da yoğunlaşacak.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri'nde 7 Yeni Uzman Daire Kurdu
Adalet Bakanı Gürlek, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde 7 uzman Daire Başkanlığı kurulduğunu açıkladı. Bu yeniden yapılanma, suç türlerinin karmaşıklaşması ve dijitalleşme ile birlikte artan uzmanlık ihtiyacına yanıt niteliği taşıyor.
Kurulan daireler şunlar:
- Adli Emanet Dairesi — el konulan mal ve değerlerin yönetimi
- Doğal Afet ve Kazalar Dairesi — deprem, sel gibi olaylarda cezai süreçler
- Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi — çözümsüz kalan davaların takibi
- Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Dairesi — siber suçlar, sahte haber
- Örgütlü ve Ekonomik Suçlar Dairesi — organize suç örgütleri, kara para
- Terör Suçları ile Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Dairesi
Söz konusu uzmanlaşma, ceza avukatları açısından önemli bir gelişme: karşılarında artık genel değil, konusunda uzman bir idari yapı bulunacak. Özellikle dijital suçlar ve ekonomik suçlar alanında davaların seyri bu yeniden yapılanmadan doğrudan etkilenebilir.
12. Yargı Paketi ve Avukatlara Silah Ruhsatı: Baro-Bakan Görüşmesi
Ankara 2 No'lu Baro Başkanı Av. Gökhan Ağdemir, Adalet Bakanı Akın Gürlek'i makamında ziyaret ederek avukatlık mesleğini doğrudan etkileyen üç gündem maddesini gündeme taşıdı:
- 12. Yargı Paketi — paket kapsamında öngörülen değişiklikler ve avukatlık uygulamasına etkileri
- Ücretsiz silah ruhsatı — avukatların güvenliği gerekçesiyle uzun süredir baro gündeminde olan talep
- Kamu avukatlarının özlük hakları — ücret, kariyer ve sosyal haklar
Bu görüşme, 12. Yargı Paketi'nin yasama sürecinin kritik bir aşamasına denk geliyor. Paketin avukatlık meslek kuralları ve yargı bağımsızlığına ilişkin hükümlerinin barolar tarafından yakından izlendiği biliniyor.
İstanbul Barosu ve İBB'den Erken Çocukluk Dönemi Çocuk Hakları Protokolü
İstanbul Barosu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) arasında erken çocukluk döneminde çocuk hakları alanında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol; kreş, anaokulu ve ilkokul çağındaki çocukların hukuki güvencelerinin güçlendirilmesi ve bu alanda farkındalık oluşturulması hedefini taşıyor.
Uluslararası Hukuk açısından değerlendirildiğinde, Türkiye'nin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi yerel barolar düzeyinde uygulama zemini bulmaya devam ediyor. Özellikle boşanma ve velayet davalarının yoğun yaşandığı büyükşehirlerde bu tür protokollerin pratik bir çıktısı olması bekleniyor.
TÜRKPATENT Lahey Sistemi: Tasarım Haklarını Uluslararası Arenaya Taşımanın Yolu
TÜRKPATENT, WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) bünyesindeki Lahey Sistemi kapsamında yürütülen tanıtım projesinin kayıtlarını açtı. Lahey Sistemi, bir tasarım başvurusuyla birden fazla ülkede uluslararası koruma elde etmeyi mümkün kılıyor.
Türkiye'nin 2005 yılında katıldığı bu sistem, özellikle ürün tasarımı yapan KOBİ'ler ve ihracat odaklı şirketler için kritik önem taşıyor. Tek bir başvuruyla 90'dan fazla ülkede tasarım koruması sağlamak mümkün; bu da hem zaman hem de maliyet avantajı anlamına geliyor. Fikri Mülkiyet Hukuku alanında faaliyet gösteren avukatlar için müvekkillere yönelik önemli bir danışmanlık konusu.
450 Bin Denetimli Serbestlik Yükümlüsüne Biyometrik Takip Geliyor
Adalet Bakanlığı ve TÜRKSAT iş birliğiyle geliştirilen BİOSİS (Biyometrik İzleme Sistemi) projesi ihale aşamasına getirildi. Sistem devreye girdiğinde yaklaşık 450 bin denetimli serbestlik yükümlüsü için karakola fiziksel imza zorunluluğu kaldırılacak; bunun yerine akıllı cihazlar üzerinden biyometrik doğrulama ve GPS konum takibi uygulanacak.
Denetimli serbestlik (İnfaz Hukukunda); hapis cezasının bir bölümünün toplum içinde denetim altında geçirilmesini öngören sistemdir. Mevcut uygulamada yükümlüler, belirlenen aralıklarla karakola giderek imza atmak zorunda. BİOSİS bu yükümlülüğü dijitalleştiriyor.
Ceza avukatları açısından değerlendirildiğinde, sistem müvekkil takibini kolaylaştırabilir; ancak veri güvenliği ve biyometrik bilgilerin saklanmasına ilişkin KVKK (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu) uyumu konusu dikkatle izlenmesi gereken bir husus olarak öne çıkıyor.
Adalet Bakanlığı 2025 İstatistikleri: Yargı Hızlandı, Alternatif Çözümler Yaygınlaştı
Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 2025 Adalet İstatistikleri raporu yayımlandı. Raporun öne çıkan bulguları:
- Yargılama süreleri kısaldı — dava başından kesinleşmeye kadar geçen ortalama süre geriledi
- Alternatif uyuşmazlık çözümü — arabuluculuk ve uzlaştırma mekanizmalarının kullanımı arttı, mahkemelerin iş yükü hafifledi
- Temizleme oranları yükseldi — açılan dava sayısına oranla sonuçlandırılan dava sayısı arttı
Bu veriler, Türkiye'nin mahkeme iş yükünü azaltma politikasının sonuç vermeye başladığını gösteriyor. Özellikle arabuluculuk zorunluluğunun genişletilmesinin bu tabloya katkısı tartışılıyor. Antalya'daki avukatlar ve davacılar açısından bu eğilim, bazı dava türlerinde daha hızlı sonuç alınabileceğine işaret ediyor.
Meclis
TBMM'de Yeni Anayasa ve Ara Seçim Tartışması: Kurtulmuş'tan Reform Çağrısı
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı resepsiyonunda yeni anayasa ve içtüzük ihtiyacını "bir metin değişikliğinin ötesinde, bir siyaset tarzı meselesi" olarak tanımladı ve kapsamlı bir uzlaşı çağrısında bulundu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanı ile yaklaşık iki saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Özel görüşmede ara seçim talebini yineledi ve şu gündem maddelerini gündeme taşıdı:
- AYM kararlarının uygulanmaması — Anayasa Mahkemesi kararlarının yürütme tarafından uygulanmaması yargı otoritesi açısından ciddi bir tartışma konusu olmayı sürdürüyor
- Can Atalay davası — milletvekili seçilmesine karşın tahliye edilmeyen Atalay'ın durumu, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı bağlamında güncelliğini korumaktadır
- Kayyum uygulamaları — seçilmiş belediyelere kayyum atanması uygulamasının hukuki boyutları
Kurtulmuş ise ara seçim kararının siyasi partilerin uzlaşmasıyla alınabileceğini vurguladı.
Yargıtay Kararları
Yargıtay: Siyasetçiler ve Kamuoyuna Mal Olmuş Kişiler Daha Geniş Eleştiriye Katlanmalı
Yargıtay 4. Ceza Dairesi (E. 2023/16112, K. 2026/296, 06.01.2026) bu kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla paralel bir yaklaşım benimsedi:
Siyasetçiler, gazeteciler ve kamuoyuna mal olmuş kişiler, kendilerine yönelik eleştirilerde özel kişilere nazaran daha geniş bir hoşgörü sınırına sahiptir.
Bu karar, hakaret ve iftira (TCK m. 125 vd.) davalarında savunma açısından önemli bir içtihat niteliği taşıyor. Önceki uygulamada kamuoyuna mal olmuş kişilerin özel kişilerle aynı korumadan yararlandığı görülüyordu; bu kararla daire, söz konusu dengeyi eleştiri özgürlüğü lehine açıkça kurmuş oldu. Basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti davalarında avukatların sıklıkla başvurabileceği bir emsal niteliğindedir.
Yargıtay: Asgari Ücretle Çalışan Kadına Yoksulluk Nafakası Verilmeli
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (E. 2025/2575, K. 2025/9513, 05.11.2025):
Erkeğin asgari ücretin üzerinde geliri, kadının ise asgari ücret düzeyinde geliri bulunduğu durumda; kadının geliri onu yoksulluktan kurtarmayacağından, kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekir.
Eski uygulama: Pek çok mahkeme, çalışan eşin geliri olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakasını reddediyordu.
Yeni içtihat: Asgari ücret düzeyindeki gelir, yoksulluk sınırını aşmak için yeterli görülmüyor. Nafaka hesaplamalarında salt "çalışıyor olma" değil, "ekonomik bağımsızlık" esas alınıyor.
Pratikte önemi: Boşanma davalarında eşin çalışıyor olmasına rağmen nafaka talebinde bulunulabileceğini açıkça ortaya koyması bakımından Aile Hukuku alanında emsal oluşturabilecek nitelikte.
Yargıtay: Sonradan Verilen Aile Konutu Bildirimi Tahliye Taahhüdünü Geçersiz Kılmaz
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2025/3374, K. 2025/4997, 20.10.2025):
Sonradan yapılan aile konutu bildirimi, kiracının daha önce vermiş olduğu ve hukuken geçerlilik kazanmış tahliye taahhüdünü geriye dönük olarak ortadan kaldıramaz.
Arka plan: Kiracılar zaman zaman aile konutu şerhi (TMK m. 194) tesis ettirerek tahliye süreçlerini durdurmaya çalışıyor. Bu strateji, özellikle tahliye taahhüdü verildikten sonra aile konutu bildirimi yapılması şeklinde gündeme gelebiliyor.
Kararın anlamı: Tahliye taahhüdü öncesinde yapılan aile konutu bildirimleri hâlâ tahliyeyi engelleyebilir; ancak taahhütten sonra yapılan bildirimler geçmişe etkili sonuç doğurmaz. Ev sahipleri açısından olumlu; kiracılar açısından dikkat edilmesi gereken bir karar.
Yargıtay: Yazılı Arama Emri Olmadan Elde Edilen Deliller Mahkûmiyete Esas Alınamaz
Yargıtay 7. Ceza Dairesi (E. 2021/5762, K. 2025/8147, 27.05.2025):
Yazılı arama emri ya da adli arama kararı olmaksızın elde edilen materyaller ile gizli soruşturmacı sıfatı bulunmayan kolluğun müşteri gibi davranarak topladığı deliller, mahkûmiyet kararına esas alınamaz.
Hukuki bağlam: Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116-134. maddeleri, konutlarda ve iş yerlerinde arama yapılabilmesi için hâkim veya acil hâllerde savcı kararını zorunlu kılıyor. Kolluğun bu usule uymaması, elde edilen delillerin hukuka aykırı delil niteliği kazanmasına yol açıyor.
Pratikte önemi: "Satıcı gibi davranan polis" yöntemiyle elde edilen delillerin de bu kapsama alınması, özellikle uyuşturucu ve organize suç davalarında savunma stratejilerini doğrudan etkiliyor. Ceza avukatları için delil dışlanması (exclusionary rule) tartışmalarında başvurulabilecek güncel bir karar.
Mevzuat
Ankara İdare Mahkemelerine Özel Görev: İmar, KVKK ve Rekabet Davaları Ayrıştı
HSK Birinci Dairesi kararıyla Ankara'daki çeşitli idare mahkemelerine konu bazlı ihtisas görevi tahsis edildi. Bu düzenleme, uzmanlaşmış mahkemelerin karmaşık teknik davalarda daha nitelikli karar üretmesini hedefliyor.
Ankara 2, 3, 4 ve 16 No'lu İdare Mahkemeleri şu kanunlardan kaynaklanan davaları görecek:
- 3194 sayılı İmar Kanunu — yapı ruhsatı, imar planı iptalleri
- 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu — riskli alan ve yapı kararları
- 3621 sayılı Kıyı Kanunu — kıyı yapıları ve kıyı şeridi uyuşmazlıkları
- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu — sit alanları, koruma kararları
- 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu — yapı denetim kuruluşlarına ilişkin işlemler
Ankara 10, 13 ve 25 No'lu İdare Mahkemeleri: SPK (Sermaye Piyasası Kurulu), Rekabet Kurumu ve KGK (Kamu Gözetimi Kurumu) kararlarından doğan davalar.
Ankara 12, 14 ve 15 No'lu İdare Mahkemeleri: RTÜK, BTK, EPDK, NDK ve KVKK kararlarından doğan davalar — bu son grup özellikle Veri Koruma Hukuku alanında artan dava sayısı göz önüne alındığında kritik önem taşıyor.
İdare Hukukçuları ve şirket avukatları açısından görev ayrıştırması; hangi mahkemede dava açılacağının tespitinde dikkat gerektiriyor. Yanlış mahkemede açılan dava görevsizlik kararıyla sonuçlanabilir.
Yeni Kanun: Doğum İzni 24 Hafta, Sosyal Medyaya 15 Yaş Sınırı
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan kanun iki ayrı düzenlemeyi bir arada getiriyor:
İş Hukuku değişiklikleri:
- Doğum izni: 16 haftadan 24 haftaya çıkarıldı — Türkiye bu adımla AB ülkeleriyle daha yakın bir standarda kavuşuyor
- Babalık izni: 5 günden 10 güne çıkarıldı
İş Hukuku açısından değerlendirildiğinde bu değişiklik, işverenler için maliyet ve planlama etkisi doğuruyor; öte yandan çalışan hakları bağlamında önemli bir iyileştirme niteliği taşıyor. Kıdem ve sözleşme hesaplamalarında yeni izin sürelerinin dikkate alınması gerekiyor.
Sosyal medya düzenlemeleri:
- 15 yaş altı çocuklara sosyal ağ hizmeti sunma yasağı
- Sosyal ağ sağlayıcılarına yaş doğrulama tedbiri alma zorunluluğu
- 15 yaşını doldurmuş çocuklara ayrıştırılmış hizmet sunulması zorunluluğu
Bu düzenleme, BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) denetimindeki platformları doğrudan ilgilendiriyor. Hizmet sağlayıcıların teknik uyum süreci ve yaptırım rejimi önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.