Hukuk Bülteni
Hukuki Haberler — 4 Mayıs 2026: Avukat Cinayeti, AYM ve Vergi
Yayımlandı 4 Mayıs 2026·10 dk okuma
Geçtiğimiz hafta Türk hukuku açısından yoğun gelişmelere sahne oldu. Bursa'da bir avukatın mesleki faaliyeti sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, Türkiye Barolar Birliği ile baroların ortak tepkisini doğurdu. Resmî Gazete'de yayımlanan kararnameler emniyet teşkilatında en üst düzey atama değişikliklerini getirirken; konaklama vergisi oranı, İşsizlik Sigortası Fonu devlet katkı payı ve TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği'nde önemli değişiklikler yapıldı. Yargıtay ve Danıştay cephesinde de uygulamayı doğrudan etkileyecek dört kritik içtihat öne çıktı.
Hukukçunun Gündemi
Bursa'da Av. Hatice Kocaefe Mesleki Görevi Sırasında Öldürüldü
Bursa'nın Gürsu ilçesinde, ablasının alacağı için icra takibi başlatan Av. Hatice Kocaefe, ablasına ait soğuk hava deposu önünde Hakkı Çetin'in silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Olayla ilişkili gözaltına alınan 7 şüpheliden 5'i tutuklandı.
Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve İstanbul Barosu yönetimi, ortak açıklamasında saldırının "doğrudan doğruya avukatlık faaliyetinin icrasına yönelmiş, mesleki görev nedeniyle işlenmiş ağır bir suç" olduğunu vurguladı. Açıklamada avukatları hedef gösteren dilin ve cezasızlık ortamının böyle saldırılara zemin hazırladığı belirtildi.
Olay; Avukatlık Kanunu m. 1 kapsamında savunma hakkının kamu hizmeti niteliği ve avukatın mesleki güvenliği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Barolar uzun süredir avukat güvenliği için yasal düzenleme talebini dile getiriyor; bu cinayet, talebin somut bir politika değişikliğine dönüşmesi yönünde baskıyı artıracaktır.
AYM 64. Kuruluş Yıldönümü: Bireysel Başvuruda Yapay Zeka 2026 Eylül'de Devrede
Anayasa Mahkemesi (AYM), 64. Kuruluş Yıldönümü ve yeni üye Şaban Kazdal'ın andiçme törenini Yüce Divan Salonu'nda düzenledi. AYM Başkanı Kadir Özkaya, törende yaptığı açıklamada, 2026 Eylül itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekânın devreye alınmasının hedeflendiğini bildirdi.
Özkaya, yapay zekânın yalnızca raportörlerin hazırlık aşamasında destek aracı olarak kullanılacağını, "yapay zekânın ürettiği sonuçlara hiçbir şekilde hukuki bir değer atfetmeyeceğiz; nihai hukuki değerlendirme ve karar her zaman olduğu gibi insan aklına ve vicdanına ait olacaktır" ifadelerini kullandı.
Bu yaklaşım; Anayasa m. 148 kapsamındaki bireysel başvurularda biriken iş yükünün — son yıllarda yıllık 100 binin üzerinde dosya — yönetilebilirliğine yönelik somut bir adım. Avukatlar açısından; başvuru dilekçelerinin başlığı, özet ve tasnifin algoritmik biçimde yapılması, formal eksikliklerin daha hızlı tespit edilmesi anlamına gelebilir.
TBB: "Bir Avukat Müvekkilini Değil Kendisini Savunmak Zorunda Bırakılamaz"
TBB Başkanı Av. Erinç Sağkan, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Av. Mehmet Pehlivan'ın durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, bir avukatın mesleki faaliyetleri nedeniyle müvekkilini savunmak yerine kendisini savunmak zorunda bırakılmasının adil yargılanma hakkının açık bir ihlali olduğunu vurguladı.
Açıklama; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6, Avukatlık Kanunu m. 38 ve savunma dokunulmazlığı ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gereken hassas bir konuyu işaret ediyor. Avukatın savunduğu görüş ile şahsı arasında yapılan ayrımın korunması, hukuk devletinin temel güvencelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Bu açıklamanın ardından baroların avukat soruşturmalarına yönelik takip mekanizmalarını yoğunlaştırması bekleniyor. Özellikle ceza soruşturmaları aşamasında müvekkil dosyalarındaki savunma faaliyetinin delil olarak kullanılması tartışması önümüzdeki dönemde gündemde kalacak.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Atamasının İptali için Açılan Dava
Ankara Barosu üyesi 5 avukat; Adalet Bakanlığı'na atama işleminin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle Danıştay'da dava açtı. Danıştay 12. Dairesi, yürütmeyi durdurma talebini reddetmekle birlikte avukatların dava açma ehliyeti olduğuna karar vererek dosyayı esastan inceleme sürecini başlattı.
Karar; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2 anlamında "menfaat ihlali" ölçütünün avukatların bakan atamalarına karşı dava açma yetkisi açısından nasıl yorumlanacağına dair önemli bir içtihada zemin hazırlıyor. Dairenin esas hakkındaki kararı; üst düzey idari atamaların yargısal denetim sınırlarını yeniden çizebilir.
İdari yargı pratiğinde "soyut menfaat" tartışmasının bu denli net biçimde gündeme gelmesi, baro üyelerinin geniş kapsamlı dava açma araçlarının somut sınırlarının netleşmesi açısından da kritik öneme sahip.
HSK Birinci Dairesi Hâkim Müstemir Yetkilerine İlişkin Kararname
Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, adli ve idari yargı hâkimlerinin müstemir yetkilerinin belirlenmesine ilişkin kararnameler hakkında duyuru yayımladı. Müstemir yetki; bir hâkimin asıl görev yerinden ayrı bir mahkemede sürekli görev yapmasını sağlayan idari düzenleme.
Kararname; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu m. 47 kapsamındaki yetkilendirme rejimini şekillendiren her dönemin yıllık takviminden biri. Avukatlar açısından somut etkisi; takip ettikleri dosyalarda hâkimin değişmesi ihtimali ve duruşma takvimindeki olası kaymalardır.
İl bazında müstemir yetki dağılımının ilan edilmesinin ardından bölge adliyelerinde duruşma yoğunluğunun yeniden dengelenmesi bekleniyor. Hâkim eksikliği yaşanan illere yönelik atama dengelemeleri, yargılama süreleri üzerinde doğrudan etkili olacak.
Halit Çelenk Hukuk Ödülleri 2026: Ceza Hukuku Tezleri Öne Çıktı
TBB katkılarıyla düzenlenen 2026 Halit Çelenk Hukuk Ödülü, bu yıl iki eser arasında paylaştırıldı. Arzu Balan'a ait "Ceza Hukuku Teorisinde Metamorfoz: Tehlike Suçları" ile Ceren Tuğlu Olpak'a ait "Toplumsal Düzenin İnşası ve Korunmasında Ceza Hukukunun Rolü" konulu tezler ödüle layık görüldü.
Her iki tez de Türk Ceza Kanunu uygulamasında giderek önem kazanan tehlike suçları ve toplumsal düzen kavramının ceza hukuku üzerindeki etkisi gibi tartışmalı alanlara odaklanıyor. Tehlike suçlarının somut zarar koşulu aranmadan cezalandırılması, son yıllarda Yargıtay içtihatlarında da sıkça tartışılan bir konu.
Akademik çalışmaların pratik avukatlık sahasına yansımasına en açık alanlardan biri olan ceza hukuku alanında bu çalışmalar, savunma stratejilerinin geliştirilmesinde önümüzdeki yıllarda referans niteliği taşıyacak.
Resmî Gazete ve Mevzuat Değişiklikleri
Emniyet Genel Müdürü ve Vali Atamaları: CBK ile Görev Değişimleri
Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) ile Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş görevden alındı; yerine Nevşehir Valisi Ali Fidan getirildi. Aynı düzenlemeyle Ankara Valisi Vasip Şahin, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanlığı'na atanırken; ondan boşalan Ankara Valiliği'ne Aydın Valisi Yakup Canbolat getirildi.
Üst düzey emniyet teşkilatı atamaları; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu ve 6701 sayılı TİHEK Kanunu kapsamında değerlendirildiğinde, hem güvenlik politikası hem de insan hakları izleme mekanizmaları açısından kritik öneme sahip. Avukatlık pratiğinde özellikle ceza ve idari dava süreçlerinde muhatap olunan idari makamların değişmesi anlamına geliyor.
TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği'nde Değişiklik: İhlal Takip Merkezi Kuruldu
TBB Reklam Yasağı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmî Gazete'de yayımlandı. Yönetmeliğe eklenen m. 12/A ile yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçları üzerinden gerçekleştirilen reklam yasağı ihlallerini tespit etmek üzere TBB bünyesinde 5 kişiden oluşan Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi kurulması öngörüldü.
Merkez; ihlalleri tespit edip TBB'ye rapor sunacak, ihlal sonrası süreci barolar nezdinde takip edecek. Bu düzenleme Avukatlık Kanunu m. 55 ve TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği'nin sosyal medya ve dijital platformlardaki uygulamasını sistematik bir denetim çatısı altına alıyor.
Avukatlar açısından somut sonuç; özellikle Instagram, TikTok ve LinkedIn üzerinden yapılan paylaşımların artık merkezî bir izleme sürecine tabi olması. Disiplin sürecine taşınabilecek ihlallerin daha hızlı tespit edileceği bekleniyor.
HSK İlke Kararı: 1. Sınıf Hâkim ve Savcılar İçin Derece Yükselmesi Kuralı Değişti
Resmî Gazete'de yayımlanan HSK İlke Kararı ile hâkim ve savcıların derece yükselmesi esaslarında önemli değişikliğe gidildi. Daha önce 1. sınıf olan veya 1. sınıfa ayrılan hâkim ve savcılar için uygulanan "yüzdelerin 10'ar puan aşağısının esas alınması" şartı kaldırıldı.
Düzenleme; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu çerçevesindeki kıdem ve sicil sistemini etkileyen önemli bir teknik değişiklik. Üst dereceye yükselmek için aranan başarı eşiği 1. sınıf yargı mensupları açısından değiştiği için, üst mahkeme atamalarında havuz dengesi farklılaşacak.
Avukatlar dolaylı bir etkiyle karşılaşacak: özellikle istinaf ve Yargıtay düzeyinde hâkim profilinin değişmesi, içtihat eğilimlerinde yumuşamaya veya keskinleşmeye yol açabilir.
Konaklama Vergisi %2'den %1'e Düşürüldü — 31 Aralık 2026'ya Kadar
6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu kapsamında uygulanan konaklama vergisi oranı yeniden belirlendi. Resmî Gazete'de yayımlanan CBK ile yüzde 2 olarak uygulanan konaklama vergisi, 31 Aralık 2026 tarihine kadar yüzde 1 olarak uygulanacak.
Düzenleme; özellikle otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart otel, misafirhane ve kamping işletmecilerini yakından ilgilendiriyor. Antalya gibi turizm yoğun illerde faaliyet gösteren konaklama işletmeleri için 2026 sezonu boyunca somut bir maliyet avantajı yaratacak.
Geçici nitelikteki bu indirimin sonunda 1 Ocak 2027 itibarıyla oranın yeniden değerlendirilmesi gerekecek. Konaklama işletmelerinin fiyatlandırma stratejilerini ve özellikle erken rezervasyon kampanyalarını bu süreyi dikkate alarak kurgulamaları önem taşıyor.
İşsizlik Sigortası Fonu Devlet Katkı Payı %1'den %0,5'e İndirildi
Resmî Gazete'de yayımlanan CBK ile İşsizlik Sigortası Fonu'na aktarılan devlet katkı payı, 1 Mayıs 2026 tarihinden itibaren %1'den %0,5'e indirildi. Düzenleme 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamındaki devlet katkı payını doğrudan etkiliyor.
Bu indirim; fon gelirlerinin ana finansman kaynaklarından birini önemli ölçüde azaltıyor. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde kısa çalışma ödeneği, işsizlik ödeneği ve iş kaybı tazminatı gibi ödemelerin temel finansman kaynağı olan fonun mali yapısı üzerinde orta vadede etki doğuracak.
İş hukuku alanında çalışan avukatlar ve İK profesyonelleri açısından bu değişiklik; özellikle toplu işçi çıkarmaları ve kısa çalışma uygulaması süreçlerinde fonun ödeme kapasitesi tartışmasını gündemde tutacak.
Motorlu Kara Taşıtı ve Taşınmaz Ticareti Yetki Belgesi Düzenlemesi
Ticaret Bakanlığı'nın motorlu kara taşıtı ve taşınmaz ticaretine ilişkin yeni düzenlemeleri Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Araç ve emlak ticaretinde yetki belgesi süreçleri değişti. Motorlu kara taşıtı ticareti için aranan eğitim şartı lise mezuniyetinden ilköğretim mezuniyetine indirildi.
Yetki belgesindeki bilgi değişikliklerinde tadil, unvan veya işletme adı değişikliklerinde ise belge yenileme zorunlu olacak. Düzenleme 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler kapsamında uygulanacak.
Eğitim şartının düşürülmesi ikinci el araç ve emlak sektöründe faaliyet gösteren kişi sayısının artmasına yol açabileceği için, tüketici hukuku açısından tüketicinin korunması mekanizmalarının uygulamada daha sıkı işletilmesi gerekecek. Sektördeki uyuşmazlıklarda avukat danışmanlığı ihtiyacının artması beklenebilir.
Yargı Kararları
Danıştay VDDK: İptal/İade Davalarında Faiz Talebinin Reddi Halinde Yargılama Gideri
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (VDDK), iptal ve iade davalarında faiz talebinin reddedilen kısmı için davanın kısmen reddi hükmü kurulması ve bu kısımla orantılı yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılması gerektiğine karar verdi.
Karar; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 31 ve HMK m. 326 atfıyla uygulanan yargılama gideri rejimini netleştiriyor. Vergi davalarında genellikle alacağın aslı kabul edilirken, faiz talebinin reddedilmesi halinde davanın bütün olarak kabul edildiği yorumu uzun süredir tartışmalıydı.
Yeni içtihatla birlikte vergi davası açan mükellefler ve avukatları, faiz hesaplamasının başlangıç tarihi ve oranı konusunda daha titiz davranmak zorunda. Özellikle iade taleplerinde faiz bileşeninin doğru ifade edilmemesi, dava sonunda yargılama gideri yüküne dönüşebilir.
Yargıtay 9. HD: Banka Müdürünün Fazla Çalışma Alacağı Talebi Reddedildi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (E. 2025/7997, K. 2025/8076, 20.10.2025), işyerinde kendisine talimat veren başka bir yöneticinin bulunmadığı banka müdürünün fazla çalışma alacağı talebinin reddi gerektiğine; bu durumda karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedileceğine karar verdi.
Karar; 4857 sayılı İş Kanunu m. 41 kapsamındaki fazla çalışma rejiminin üst düzey yönetici statüsündeki çalışanlara uygulanmasındaki sınırı bir kez daha çiziyor. Talimat alan üst makam bulunmayan yöneticinin çalışma saatini kendi belirlediği için fazla çalışma kavramının teorik temeli zayıflıyor.
İş hukuku alanında avukatlar açısından pratik sonuç; banka, holding ve şirket genel müdürlerinin fazla mesai talebiyle açılan davalarda artık daha güçlü bir karşı içtihat bulunuyor. Davanın reddi halinde vekâlet ücreti yükü davacı çalışana çıkacağı için, dava açma kararının çok daha titiz değerlendirilmesi gerekiyor.
Yargıtay 6. HD: Alacak Devri ve Munzam Zarar Talebinin Birlikte Aktarılması
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (E. 2025/811, K. 2026/141, 13.01.2026), alacağın devri sözleşmesinde açıkça belirtilmediği sürece, asıl alacağın temlikinin munzam zarar alacağının da temliki sonucunu doğurmayacağına karar verdi. Zarara uğrayan, temerrüt tarihi ile temlik tarihi arası için munzam zararını isteyebilir.
Karar; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 122 kapsamındaki munzam zarar tazminatının hukuki niteliği ve TBK m. 183 vd. kapsamındaki alacağın devri ile ilişkisini netleştiriyor. Munzam zarar; temerrüt faizinin gerçek zararı karşılamadığı durumlarda istenebilen bir tazminat türü olduğu için bağımsız bir alacak karakteri taşıyor.
Avukatlar açısından önemli ders; alacak temliki sözleşmelerinde munzam zarar talebinin de devredilip devredilmeyeceği açıkça yazılmalı. Aksi halde temlikten önceki dönem için munzam zarar hakkı eski alacaklıda kalacak.
Yargıtay HGK: Kambiyo Takibinde İmza İtirazı Bilirkişi Raporu Hükme Esas Alınabilir
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) (E. 2025/11-344, K. 2026/118, 25.02.2026), kambiyo takibi nedeniyle açılan menfi tespit davasında, aynı takip nedeniyle imza itirazını inceleyen icra hukuk mahkemesinde alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında herhangi bir engel bulunmadığına karar verdi.
Karar; HMK m. 266 ve İİK m. 170 kapsamındaki bilirkişi delili rejiminin yorumunu pekiştiriyor. İcra hukuk mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasında delil aktarımının önündeki engel kaldırılmış oluyor. Karar, usul ekonomisi ilkesi yönünden de önemli.
Çek, bono ve poliçe takiplerinde sıklıkla başvurulan imza inkarı stratejisi açısından bu içtihat bağlayıcı bir yön gösteriyor. Avukatlar; icra hukuk mahkemesi nezdinde alınan raporun karşı dosyada da kullanılabileceğini hesaba katarak strateji oluşturmalı.
Yargıtay 9. HD: AYM Bireysel Başvuru Sürecinde Zamanaşımı İşlemez
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (E. 2025/6650, K. 2025/9689, 18.02.2025), AYM'ye bireysel başvuru ile AYM'nin kararı sonrasında yeniden yargılamaya başlandığı tarihler arasındaki dönemde zamanaşımı süresinin işlemediğinin kabulü gerektiğine karar verdi.
Karar; TBK m. 152 ve TBK m. 153 kapsamındaki zamanaşımının durmasına ilişkin hükümlerin anayasal yargı süreciyle ilişkilendirilmesi açısından kritik. AYM bireysel başvuru sonrası verilen ihlal kararıyla birlikte yeniden yargılama başlatıldığında, ortada geçen sürenin zamanaşımı bakımından sayılmaması ilkesi pekiştiriliyor.
İş davalarında ve özellikle uzun süren yargılamalarda bu içtihat; AYM süreci sonunda dosyaları yeniden gündeme alacak avukatlar için lehe bir hukuki temel oluşturuyor. Bireysel başvurunun yalnızca anayasal güvence değil, aynı zamanda zamanaşımı stratejisinin de bir parçası olduğu görülüyor.