Hukuk Bülteni
Hukuki Haberler — 11 Mayıs 2026: YİBBGK Islah, Konkordato, Nükleer
Yayımlandı 11 Mayıs 2026·11 dk okuma
11 Mayıs 2026 haftasında Türk hukukunda yoğun bir gündem yaşandı. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 69-29 oyla aldığı kararla dava dilekçesinde yer almayan talebin ıslah yoluyla eklenemeyeceğini kesin hükme bağladı. Adalet Bakanı Gürlek konkordato hakkına tek kullanım sınırı getirileceğini duyurdu. Resmî Gazete'de huzurevi, nükleer siber güvenlik ve noterlik yönetmelikleri yürürlüğe girdi.
Hukukçunun Gündemi
Konkordato Bir Kez Kullanılabilir Hale Geliyor
Konkordato, bir şirketin iflasını önlemek amacıyla alacaklılarıyla ödeme planı üzerinde anlaşmasını sağlayan İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 285 vd. kapsamındaki bir yeniden yapılanma mekanizmasıdır. 2018 reformundan bu yana konkordato başvurularının katlanarak artması, sistemin alacaklıları oyalamak için suistimal edildiği yönünde ciddi şikayetlere yol açtı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, konkordato hakkının bir defaya mahsus kullanılmasını öngören yeni bir düzenleme hazırlığı içinde olduklarını açıkladı. Gürlek, "Bir bilirkişi raporuyla sistem kitlenebiliyor" diyerek tek kullanım sonrasında şirketin ya gerçekten toparlanacağını ya da iflas yoluyla tasfiye edileceğini belirtti. Ayrıca sosyal medya platformlarının kimlik bilgileriyle kullanılmasına yönelik geçiş süreci planlandığını da duyurdu.
Pratik etki: Mevcut uygulamada bazı şirketler birden fazla konkordato başvurusuyla borç ödemeyi sürekli erteleyebiliyordu. Yeni düzenlemeyle bu yol kapanacak; alacaklılar için tahsilat güvencesi artarken, ticaret hukuku avukatlarının müvekkillerine tek kullanım konusunu önceden konuşması zorunlu hale gelecek.
61. Baro Başkanları Toplantısı: 5 Adımlı Çözüm TBMM'ye İletildi
Avukatlara yönelik şiddet olaylarının artması nedeniyle toplanan 61. Baro Başkanları Toplantısı, sonuç bildirgesiyle avukata karşı şiddetin önlenmesi için 5 adımlı çözüm taslağı hazırlandığını duyurdu. Öneriler TBMM'ye yapılan yürüyüşün ardından tüm siyasi partilere iletildi.
TBB Başkanı Av. Erinç Sağkan ve Yönetim Kurulu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'u ziyaret ederek avukatlara yönelik şiddetin nedenlerini araştıracak bir araştırma komisyonu kurulmasını talep etti. TBB'nin Parlamento gündemine taşıdığı bu talep, meselenin yasama kanalıyla ele alınması için önemli bir adım.
Adliye koridorlarında ve dışarıda avukatlara yönelik şiddet son yıllarda görünür biçimde artıyor. TBB'nin komisyon kurulması talebine karşılık Meclis'in attığı adımlar önümüzdeki dönemin temel gündem maddelerinden biri olmaya aday.
Ceza İnfaz Kurumlarında Kayıtlı Kişi Sayısı 401 Bin 519'a Yükseldi
Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün Ceza İnfaz Kurumu İstatistikleri 2025 Haber Bülteni yayımlandı. 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumlarındaki kayıtlı kişi sayısı, 2024 yılının aynı dönemine kıyasla %4,7 artışla 401 bin 519'a ulaştı.
Bu artış, Türkiye'nin dünyanın en kalabalık cezaevi nüfuslarından birine sahip ülkeler arasında olmayı sürdürdüğünü gösteriyor. Doluluk oranı ve infaz koşulları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan başvurularda sıklıkla gündeme gelen bir mesele. Ceza avukatları için müvekkillerin infaz kurumu hakkı talepleri ve koşul şikayetleri bu bağlamda önem kazanıyor.
16 Cumhuriyet Başsavcılığı'nda CADİB Bürosu Kuruldu
Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Büroları (CADİB) kurulduğunu duyurdu. Bürolar; Adana, Alanya, Ankara Batı, Bodrum, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Kayseri, Konya, Küçükçekmece, Mersin, Samsun ve Trabzon Cumhuriyet Başsavcılıkları bünyesinde faaliyet gösterecek.
CADİB büroları, sınır ötesi suçlarda delil toplama, uluslararası tebligat ve suçluların iadesi gibi karşılıklı hukuki yardım (MLA) süreçlerini koordine eden yapılardır. Bu yaygınlaşma, Türkiye'nin uluslararası adli iş birliği kapasitesini önemli ölçüde artırıyor.
Uluslararası ceza davalarında görev yapan avukatlar ve yabancı müvekkilleri olan bürolar için, doğru CADİB bürosuna başvurarak süreci hızlandırmak artık mümkün olacak.
HSK: Danıştay İptal Kararına Rağmen Özçelik Mesleğe Dönemez
Danıştay 5. Dairesi, eski hâkim Metin Özçelik hakkındaki ihraç kararını iptal etmişti. Ancak Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Özçelik'in kesinleşen diğer disiplin cezaları nedeniyle mesleğe dönmesinin hukuken mümkün olmadığını bildirdi.
Bu karar, yargı disiplin hukukunda önemli bir tespit içeriyor: birden fazla disiplin cezasının bulunduğu durumlarda, tekil bir cezanın mahkeme kararıyla iptali mesleğe iade için otomatik olarak yeterli olmayabilir. HSK'nın tutumu, Danıştay iptal kararının diğer kesinleşmiş cezalar varlığında geçerliliğini tartışmaya açıyor.
Yargıtay'a 8 Yeni Üye, YSK'da Kadro Değişimi
HSK Genel Kurulu, Yargıtay'da boş bulunan 8 üyelik için seçim yaptı; seçilen üyelere törenle mazbataları takdim edildi. Yargıtay üye sayısındaki bu artış, temyiz süreçlerinin hızlandırılması politikasıyla doğrudan ilgili.
Yüksek Seçim Kurulu'nda (YSK) ise Başkan Ahmet Yener dahil 6 üyenin görev süresinin dolması nedeniyle yeni üyeler seçildi. Başkanlığa Serdar Mutta, Başkanvekilliğine İsmail Kalender getirildi. YSK; seçim süreçlerinin yönetimi, seçim uyuşmazlıklarının çözümü ve siyasi parti denetimiyle anayasal yetkiye sahip olan yargı organı olup bu kadrolar olası seçim dönemlerinde kritik önem taşıyor.
Resmî Gazete
Malatya BAM Yargı Çevresi Genişledi: Elazığ, Tunceli ve Adıyaman Eklendi
Resmî Gazete'de yayımlanan kararla Malatya Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) yargı çevresi; Malatya, Elazığ, Tunceli ve Adıyaman illerinin mülki sınırlarını kapsayacak biçimde yeniden belirlendi. Ayrıca Karabük ACM yargı çevresindeki Çerkeş ilçesi Çankırı ACM yargı çevresine bağlandı.
BAM'lar (Bölge Adliye Mahkemeleri), 2016 yılında kurulan istinaf sistemiyle Yargıtay'a giden dava sayısını azaltmak amacıyla oluşturuldu. Yargı çevresi değişiklikleri; ilgili illerdeki hukuk ve ceza davaları için hangi istinaf mahkemesinde yargılama yapılacağını doğrudan etkiliyor.
Elazığ, Tunceli ve Adıyaman'daki avukatlar ile bu illerde dava takip edenler için istinaf başvurusu adresi değişiyor; itiraz dilekçelerinde dikkat edilmesi gereken bir düzenleme.
Noterlikte Araç Sicil Sorgusu Artık Ücretli: Kayıt Başına 2 TL
Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle araç sicil ve tescil sistemi veri tabanındaki bilgilerin paylaşımı ücretli hale getirildi. Türkiye Noterler Birliği (TNB) tarafından sorgu veya dönen kayıt başına 2 TL işlem ücreti alınacak; bu ücret her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak.
Eski durum: Araç veri tabanına, TNB ile protokolü bulunmayan kurum ve kişiler de ücretsiz erişebiliyordu.
Yeni düzenleme: TNB ile mevcut protokolü olmayan kuruluşlar, yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 5 Mayıs 2026 tarihinden itibaren 2 ay içinde protokol imzalamak zorunda. Bu süreyi aşan kurumlar için TNB, kayıtlara dayanarak geriye dönük hesaplama yapacak.
Yürürlük: 5 Mayıs 2026 (Resmî Gazete, Sayı 33244)
Etkilenen kesim: Sigorta şirketleri, bankalar, icra müdürlükleri ve araç sorgusunu yoğun kullanan kurumlar maliyet artışıyla karşılaşacak. Bu kurumlar adına araç sorgusu yürüten avukatların da yeni ücret yapısını bilmesi gerekiyor.
Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezlerine Dört Kademeli Yeni Yönetmelik
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı huzurevleri ile yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerine ilişkin yeni yönetmelik 6 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de (Sayı 33245) yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kapsam: 70 yaş ve üzeri bireyler ile 60 yaş ve üzeri olup bakıma veya rehabilitasyona ihtiyacı belgelenen yaşlılara sunulan hizmetleri düzenliyor.
Yeni hizmet kademeleri:
- Kademe 1-2: Bağımsız yaşayabilen yaşlılar için huzurevi hizmetleri
- Kademe 3: Bakıma muhtaç yaşlılar için profesyonel bakım birimleri (üç alt kategori)
- Kademe 4: Yoğun bakım gerektiren vakalar
Yönetmelikte her sakin için bireysel bakım planı hazırlanması, hekim, hemşire, sosyal hizmet uzmanı ve psikolog bulundurulması zorunlu kılındı. 6698 sayılı KVKK uyumuna ilişkin özel madde de metne eklendi.
Yaşlı bireylere yönelik koruma kararları, bakım kuruluşu sözleşme uyuşmazlıkları veya malpraktis davaları izleyen avukatlar için bu yönetmelik temel referans kaynağı olacak.
Nükleer Tesislerde Siber Güvenlik Zorunlu: Plan Yılda Bir Güncellenmeli
Nükleer Tesislerde Siber Güvenliğe İlişkin Yönetmelik, aynı tarihte Resmî Gazete'de (Sayı 33244) yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Eski durum: Nükleer tesislerde siber güvenliğe özgü bir yasal çerçeve bulunmuyordu.
Yeni yükümlülükler:
- Siber güvenliğin sağlanmasından asıl sorumluluk, tesisi kuran, işleten veya işletmeden çıkaran kuruluşa ait olacak
- Siber güvenlik planı hazırlanarak Nükleer Düzenleme Kurumu'na sunulacak
- Plan yılda en az bir kez gözden geçirilecek; risk değişikliği, organizasyon yapısındaki değişim veya tehdit belgesinin güncellenmesi halinde de yenilenecek
Yürürlük: 5 Mayıs 2026 (Resmî Gazete, Sayı 33244)
Bu yönetmelik, Türkiye'deki Akkuyu Nükleer Santrali'nin inşaat ve işletmeye alım süreciyle doğrudan örtüşüyor. Kritik altyapılarda siber saldırı riski, uluslararası nükleer güvenlik standartları çerçevesinde giderek daha merkezi bir konu.
TÜİK, SPK, Adli Tıp ve Merkez Bankası'nda Üst Düzey Atamalar
Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle çeşitli kamu kurumlarında üst düzey görev değişiklikleri gerçekleşti:
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı: Mehmet Arabacı
- Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığı: Mahmut Sütçü
- Adli Tıp Kurumu Başkanlığı: Hızır Aslıyüksek
- Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı: Yusuf Emre Akgündüz
TÜİK Başkanlığı değişikliği, enflasyon endeksleri ve resmî ekonomik verilere dayanan hukuki uyuşmazlıklarda (kira artış hesaplamaları, tazminat davaları) başvurulan istatistiklerin kurumsal devamlılığı açısından izlenmeye değer. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı değişikliği ise tıbbi delil gerektiren ceza davalarında kurumun kapasite ve önceliklerini etkileyebilir.
Meclis
SGK Borçlarında Taksitlendirme 36'dan 72 Aya Çıkıyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Meclis'e sunulan kanun teklifiyle SGK'ya olan borçlarda tecil ve taksitlendirme süresinin 36 aydan 72 aya çıkarılacağını açıkladı.
Mevcut durum: SGK prim borçlarının yapılandırılmasında azami süre 36 ay (3 yıl) olarak belirlenmiş; yüksek borçlu şirketler için bu süre yetersiz kalıyordu.
Öngörülen değişiklik: 72 ay (6 yıl) ödeme planı, prim borcu olan işletmelere daha uzun bir finansal nefes alanı sunacak.
SGK borcu nedeniyle haciz veya yasal takiple karşılaşan müvekkilleri olan avukatlar için önemli bir gelişme. Yapılandırma seçeneğinin genişlemesi, icra süreçlerini durdurabilir ve işletmenin faaliyetini sürdürmesine olanak tanıyabilir.
İmalatçı Sanayicilere Yüzde 12,5 Kurumlar Vergisi Teklifi Gündemde
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na sunulan önergeyle "yabancı yatırımcı yasası" olarak da bilinen torba yasa teklifine yeni bir madde eklendi: imalatçı sanayicilerin üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlara uygulanacak kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak belirleniyor.
Mevcut durum: Genel kurumlar vergisi oranı %25'tir. Belirli teşvik ve indirimler mevcuttu; ancak imalat sektörüne özgü bu kadar düşük bir oranın yasal zemininin önü açılmamıştı.
Pratik etki: Üretim firmalarının vergi yükünü yaklaşık yarıya indiriyor. Teklif henüz kanunlaşmamış olmakla birlikte, kurumlar vergisi planlaması yapan avukatlar ve yatırımcı danışmanlığı alanındakiler için yakından takip edilmesi gereken bir gelişme.
AYM ve Yargı Kararları
AYM: Kamu Görevlisine Hakarette Şikâyet Şartı Kaldırılması Anayasa'ya Uygun
Anayasa Mahkemesi, 5237 sayılı TCK'nin 125. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi ile 131. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;…" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verdi.
Hukuki bağlam: TCK m. 125/3(a), kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçunda cezanın artırılmasını öngörüyor. TCK m. 131/1 ise hakaret suçunu şikâyete bağlı kılarken, kamu görevlisine görevinden dolayı yöneltilen hakareti bu şikâyet zorunluluğunun dışında bırakıyor; yani bu durumda savcılık re'sen soruşturma başlatabiliyor.
Pratik önemi: Hâkim, savcı, memur gibi kamu görevlilerine yönelik hakaret davalarında şikâyet şartı aranmaksızın soruşturma başlatılabileceği anayasal güvence altına alındı. Avukatların ifade özgürlüğü sınırlarını değerlendirirken bu AYM kararını göz önünde bulundurması gerekiyor.
YİBBGK: Dilekçede Olmayan Talep Islah Yoluyla Eklenemez (69-29 Oy)
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu (YİBBGK), hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dahil edilemeyeceğine hükmetti. Karar, 98 üyenin 69'unun "Dahil Edilemez", 29'unun "Dahil Edilir" yönünde oy kullanmasıyla alındı.
Eski duygulama: Yargıtay daireleri arasında derin görüş ayrılığı mevcuttu. Bir kısım daire, dava dilekçesinde hiç yer verilmemiş talebin ıslahla eklenebileceğini kabul ederken diğerleri buna karşı çıkıyordu.
Yeni içtihat: Dava dilekçesinde bulunmayan talep ıslah yoluyla davaya sokulamaz; talep ancak ayrı bir dava ile ileri sürülebilir.
Pratikte önemi: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 176-182 kapsamındaki ıslah; talep miktarını artırma veya nitelendirmeyi değiştirme gibi sınırlı düzeltmelere olanak tanıyor, tamamen yeni talep eklemeye değil. Bu içtihat birleştirme kararıyla dilekçe hazırlama aşaması çok daha kritik bir hal aldı. Kısmi dava açmayı planlayan avukatların ilerideki genişletme olasılığını dilekçe içinde açıkça işaret etmesi gerekiyor.
Yargıtay HGK: Tanık Adı Dilekçedeyse Resmi Liste Şartı Aranmaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2023/2-1143, K. 2025/416, 02.07.2025): Dilekçede yalnızca tanık ismine yer verilmiş olsa dahi, ayrıca tanık listesi sunulmamış olsa bile, tanıkların süresinde bildirildiğinin kabul edilmesi gerektiğine ve tanık delilinin şekli eksiklik gerekçesiyle dışlanamayacağına hükmetti.
Hukuki bağlam: HMK m. 240 uyarınca tanıklar belirli bir süre içinde bildirilmek zorunda. Uygulamada bazı mahkemeler, ayrı ve resmi bir "tanık listesi" belgesi sunulmadığı gerekçesiyle tanık delilini reddediyordu.
Yeni tutum: İsmin dilekçede geçmesi yeterli; ayrı bir liste formu şartı aranmıyor. Bu karar, şekli gerekçeyle tanık dinlettirememiş taraflar açısından emsal oluşturacak nitelikte.
Yargıtay 1. HD: Down Sendromu Davasında Hekim Sorumluluğu İlliyet Bağına Bağlı
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi (E. 2024/5979, K. 2025/3897, 02.06.2025): Gebeliğin yalnızca 9-11. haftalarında takip gerçekleştiren bir hekimin, down sendromu teşhisinin yapılamamasından sorumlu tutulabilmesi için gerekli illiyet bağının kurulması ve aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin ispatlanması gerektiğine hükmetti.
Hukuki bağlam: Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) davalarında hekimin sorumluluğu için dört koşulun bir arada bulunması gerekir: kusur, zarar, illiyet bağı ve hukuka aykırılık. Bu karar, prenatal takip davalarında illiyet bağının ne kadar kritik olduğunu somutlaştırıyor.
Pratik önemi: "Bu takip yapılsaydı teşhis konulabilir miydi?" sorusunun yanıtı ve aydınlatılmış onamın eksiksizliği belirleyici. Tıp hukuku alanında faaliyet gösteren avukatlar için prenatal davaların değerlendirilmesinde başvurulacak güncel bir içtihat.
Yargıtay 6. CD: Seri Muhakeme Kararı Tekerrüre Esas Alınamaz
Yargıtay 6. Ceza Dairesi (E. 2025/4862, K. 2025/11678, 18.12.2025): Seri muhakeme usulü uygulanarak verilen karar, tekerrüre esas alınamaz.
Hukuki bağlam: Seri muhakeme usulü (CMK m. 250/A), belirli suçlarda cumhuriyet savcısının teklifi ve şüphelinin kabulüyle tam yargılama yapılmaksızın ceza verilmesine olanak tanıyan hızlandırılmış bir yol. Tekerrür ise (TCK m. 58) daha önce işlenen suçun yeni bir suçta ceza artırım sebebi olarak kullanılması.
Yeni içtihat: Seri muhakeme usulünde sanık mahkemede savunma yapmadan ve delil sunmadan kabul ettiğinden, bu kararın sonraki davalarda tekerrür sebebi sayılması hukuka aykırı bulundu.
Pratik önemi: Ceza avukatları, seri muhakeme teklifini değerlendirirken müvekkilin gelecekteki ceza hesaplamalarına etkisinin artık olmayacağını müvekkile bildirebilir. Olası seri muhakeme başvurularının uzun vadeli sonuçları bu içtihatla farklı şekillendi.
Yargıtay 5. HD: Kamulaştırmasız El Atmada En Yüksek Faiz Zorunlu
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (E. 2025/10697, K. 2026/3312, 25.02.2026): Kamulaştırmasız el atma davalarında talep halinde hükmedilen bedelin kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizle tahsiline karar verilmesi gerektiğine hükmetti.
Hukuki bağlam: Kamulaştırmasız el atma, devletin veya bir kamu idaresinin yasal prosedüre uymaksızın özel mülklere fiilen el koymasıdır. Bu davalarda mülk sahipleri hem taşınmaz bedelini hem de tazminatı dava yoluyla talep ediyor. 6183 sayılı AATUHK m. 51 kapsamında belirlenen kamu faizi, piyasa faizinin üzerinde seyredebilir.
Pratik önemi: Bu içtihat, kamulaştırmasız el atma davası açan mülk sahiplerinin eline daha yüksek tazminat ve faiz alabilmeleri için önemli bir araç veriyor. Yıllarca sonuçlanmayan davalarda faiz farkı ciddi miktarlara ulaşabilir. İdare hukuku ve kamulaştırma avukatları açısından dava değerlendirmesini ve talep yazımını etkileyen güncel bir karar.