Hukuk Bülteni
Hukuki Haberler — 13 Temmuz 2026: AYM Noterlik ve Yargı Paketi
Yayımlandı 13 Temmuz 2026·10 dk okuma
13 Temmuz 2026 haftası Türk hukukunda yoğun geçti. Anayasa Mahkemesi, Noterlik Kanunu'nun 148. maddesini iptal ederken gizli polis operasyonlarında elde edilen delillerin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Türkiye Barolar Birliği ve 25 baro, 12. Yargı Paketi kapsamındaki aile hukuku değişikliklerine karşı ortak bildirge yayımladı; SEDDK ise zorunlu trafik sigortası azami primlerini artırdı.
Hukukçunun Gündemi
TBB: İBB Davasında Savunma Hakkı Kısıtlaması AİHS'i İhlal Ediyor
TBB Başkanı Erinç Sağkan, Silivri Cezaevi'nde Ekrem İmamoğlu ile görüşmesinin ardından önemli bir hukuki değerlendirme yayımladı. Sağkan, İBB davasındaki son duruşmalarda savunma hakkını fiilen kısıtlayan uygulamaların Anayasa'nın 36. maddesi (hak arama hürriyeti) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi (adil yargılanma hakkı) kapsamındaki güvenceleri zedelediğini açıkladı.
Barolar açısından bu değerlendirme salt siyasi bir tutum değil; AİHM'e bireysel başvurunun temelini oluşturabilecek hukuki bir belgedir. AİHM içtihadına göre adil yargılanma hakkı yalnızca kararın içeriğini değil, yargılama usulünün tümünü kapsar. Sağkan'ın açıklaması, davanın olası AİHM sürecinde delil niteliği kazanabilir.
TBB Varlık Barışı Bilgi Notu: Avukatlar ve Mükelleflere Yol Haritası
Türkiye Barolar Birliği, kamuoyunda "Varlık Barışı" olarak bilinen düzenleme hakkında resmi bir bilgi notu yayımladı. Varlık Barışı; yurt dışında tutulan veya kayıt dışı kalan varlıkların belirli bir vergi yükü ödenerek sisteme dahil edilmesine imkân tanıyan bir af mekanizmasıdır; benzer düzenlemeler Gelir Vergisi Kanunu bünyesinde daha önce de hayata geçirilmişti.
TBB'nin bilgi notu, hem mükelleflerin hem de vergi ve servet planlaması alanında çalışan avukatların yararlanabileceği güncel bir referans kaynağı niteliği taşıyor. Düzenlemenin kapsam, süre ve istisna hükümleri pratikte en sık sorulan konular arasında yer alıyor; resmi bilgi notunun bu boşlukları doldurması bekleniyor.
TBB IBA Çocuk Evlilikleri Kararını Yayımladı: Uluslararası Standart Hatırlatması
Uluslararası Barolar Birliği (IBA), çocuk evliliklerinin tamamen sonlandırılması yönündeki ilke kararını kabul etti; TBB bu kararı Türkçeye kazandırarak yayımladı. Türkiye'de Türk Medeni Kanunu'nun 124. maddesi reşit olmayanların ancak hâkim kararıyla evlenebileceğini öngörmekteydi; ancak bu uygulama, Türkiye'nin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi (UNCRC) ve CEDAW kapsamındaki uluslararası yükümlülüklerle gerilim yaratmaya devam etmektedir.
IBA kararı, çocuk evliliklerine ilişkin Türk yargısındaki yorumları doğrudan değiştirmese de uluslararası meslek kuruluşlarının tutumunu belgeleyen önemli bir referans. Aile hukuku avukatları açısından özellikle yurt dışı bağlantılı davalarda ve çocuk koruma süreçlerinde bu karara atıfta bulunmak hukuki dayanağı güçlendirebilir.
TBB Meslek Kuralları 39. Madde İptali: Meslek Bağımsızlığı Tartışması
TBB, Meslek Kuralları'nın 39. maddesinin mahkeme kararıyla iptaline ilişkin bir duyuru yayımladı. Söz konusu madde, avukatlık mesleğinin bağımsızlığı ve avukatların mesleki sınırlarına ilişkin temel ilkelerden birini düzenlemekteydi.
İptal kararı, TBB Meslek Kuralları'nda önemli bir boşluk oluşturuyor. Avukatlık Kanunu kapsamındaki yasal düzenlemeler hâlâ yürürlükte olsa da meslek etiği ve disiplin hukuku açısından bu boşluğun doldurulması gündeme gelebilir. Konuyu yakından takip eden barolar ve avukatların TBB'nin atacağı adımları izlemesi önerilir.
12. Yargı Paketi ve Aile Hukuku: 25 Baronun Ortak Bildirgesi
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ev sahipliğinde düzenlenen çalıştay, 12. Yargı Paketi kapsamındaki aile hukuku değişikliklerinin olası etkilerini masaya yatırdı. Çalıştayın ardından 25 baro imzasıyla yayımlanan ortak bildirge, torba yasa ile düzenlenmesi planlanan değişikliklerin dört temel açıdan sorunlu olduğunu savunuyor:
- Kazanılmış haklar: Yıllarca içtihatla ve yasa yoluyla pekiştirilmiş kadın yararına hükümlerin zedelenmesi riski
- Toplumsal cinsiyet eşitsizliği: Boşanma ve velayet alanındaki dengenin bozulabileceği endişesi
- Hukuk devleti ilkesi: Mevcut düzenlemelerin yeterli kamuoyu istişaresi yapılmadan değiştirilmesi
- İnsan hakları: Özellikle şiddet mağduru kadınlar açısından koruma mekanizmalarının zayıflaması
Bu bildirge, kamuoyunda yalnızca bir baro tepkisi olarak değil; Türk Aile Hukuku'nun önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğine dair güçlü bir erken uyarı sinyali olarak değerlendirilmeli. Boşanma, nafaka ve velayet davalarını takip eden avukatların 12. Yargı Paketi'nin yasal sürecini yakından izlemesi kritik önem taşıyor.
SEDDK Trafik Sigortası Primlerini Artırdı: Sigorta ve Trafik Hukukuna Etkisi
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), zorunlu trafik sigortasının azami primlerini artıran yeni bir düzenlemeye gitti. Zorunlu trafik sigortası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca her araç sahibinin yaptırmakla yükümlü olduğu ve SEDDK'nın denetiminde olan bir üründür.
Azami prim artışı öncelikle araç sahiplerini etkilerken, trafik kazası tazminat davalarında da dolaylı sonuçlar doğurabilir. Sigorta şirketlerinin azami primler üzerinden poliçe düzenlemesi halinde tazminat tavanları da yeniden tartışma konusu olabilir. Sigorta hukuku ve trafik kazası davalarıyla ilgilenen avukatlar açısından poliçe koşullarının gözden geçirilmesi tavsiye edilir.
KİK: EKAP'ta e-Fiyat Teklifi Pilot Uygulaması Hayata Geçti
Kamu İhale Kurumu (KİK), 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun doğrudan temin yöntemine ilişkin süreçleri dijitalleştiren yeni bir pilot uygulamayı EKAP (Elektronik Kamu Alımları Platformu) üzerinden devreye aldı. Uygulama sayesinde idareler; fiyat teklifi alınabilmesi, alıma ilişkin duyuru yayımlanması ve potansiyel satıcılara davet gönderilmesi işlemlerini platform üzerinden gerçekleştirebilecek.
Doğrudan temin, belirli tutarın altındaki alımlar için öngörülmüş daha esnek bir yöntemdir; ancak usul ihlalleri nedeniyle sıklıkla sorun yaşandığı bilinen bir alandır. Dijitalleşme şeffaflığı artırırken aynı zamanda yazışma ve süreç yönetimi konusundaki itiraz zeminini de dönüştürecek. İhale hukuku alanında çalışan avukatlar için bu değişikliği takip etmek önerilir.
Resmî Gazete
Karar No. 11516: MEB Yöneticilerine 20 Yıl Hizmette Ek Tazminat Yüzde 50
Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar'da 11516 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile değişikliğe gidildi. Değişiklikle; Millî Eğitim Bakanlığı'nda il/ilçe millî eğitim müdürü, müdür yardımcısı ve şube müdürü kadrolarında görev yapan ve daha önce öğretmen kadrosunda bulunmuş personele ek özel hizmet tazminatı ödenmesi hükme bağlandı.
Tazminat oranları hizmet süresine göre belirlendi: 20 yıl ve üzeri toplam hizmeti olan personele oran 50, en az 10 yıl hizmeti olanlara oran 25 uygulanacak. Bu düzenleme, öğretmenlikten yöneticiliğe geçen kamu personelinin özlük hakları açısından somut bir iyileştirme niteliği taşıyor; konuya ilişkin uyuşmazlıklarda idare mahkemelerinde yeni emsal kararlar oluşabilir.
Karar No. 11517: Anadolu Lisesi Müdürlerinin Haftalık Ders Saati Yeniden Belirlendi
11517 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar güncellendi. Yeni düzenlemeyle; Anadolu liseleri, fen liseleri, mesleki-teknik kurumlar ve okul öncesi eğitim kurumlarının müdürleri için haftalık ders saati 25, müdür başyardımcıları için 25, müdür yardımcıları için ise 20 saat olarak yeniden belirlendi.
Ders saati belirleme yetkisi uzun süredir tartışılan bir alan; özellikle ek ders ücretleri ve fazla çalışma tazminatı uyuşmazlıklarında bu kararname kritik bir referans noktası oluşturuyor. İdare mahkemelerinde kamu personeli davaları ile bağlı sendika uyuşmazlıklarında etkileri görülebilir.
Karar No. 11515: Balon Balığı Avcılığında Destekleme 35 TL'ye Güncellendi
11515 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Balon Balığı Avcılığının Desteklenmesi Hakkında Karar güncellendi. Buna göre; istilacı bir tür olan Lagocephalus sceleratus (balon balığı) için 100.000 adede kadar avlanan her adet başına 35 TL destek ödenecek.
Balon balığı avcılığı desteği, Akdeniz balıkçılığında ekosistem dengesini korumaya yönelik özel bir politika aracı olup doğrudan balıkçıları ilgilendiriyor. Destekleme miktarına itiraz veya haksız ödeme geri alımı süreçlerinde idare hukuku gündeme gelebilir.
Karar No. 11514: Batman Havalimanı Uluslararası Hava Hudut Kapısı Oldu
11514 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Batman Havalimanı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında uluslararası giriş-çıkışlara açık daimi hava hudut kapısı olarak belirlendi. Bu statü, havalimanının yalnızca iç hat değil uluslararası uçuşlara da ev sahipliği yapabileceği anlamına gelir.
Gümrük ve pasaport denetiminin yapılmasına imkân tanıyan daimi statü, bölge ekonomisine katkı sağlamasının yanı sıra kargo taşımacılığı ve transit yolcu hakları açısından da hukuki sonuçlar doğuruyor. Gümrük Hukuku ve havacılık mevzuatı alanında çalışan avukatlar için önemli bir düzenleme.
AYM ve Yargı Kararları
AYM: 1512 Sayılı Noterlik Kanunu'nun 148. Maddesi İptal Edildi
Anayasa Mahkemesi, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 148. maddesini iptal etti. Noterlik Kanunu, noter yetki alanları, ücret tarifeleri, işlemlere itiraz ve disiplin usulü gibi konuları düzenleyen kapsamlı bir mevzuat; 148. maddenin iptal gerekçesi ve yerine geçecek düzenleme Resmî Gazete'de yayımlanacak Resmi AYM kararıyla netleşecek.
Hukuki bağlam: AYM kararları ertelenmiş yürürlük süresiyle birlikte geldiğinde yasama organına düzenleme fırsatı tanınır; aksi hâlde derhal yürürlüğe girer. Noterlik işlemleri günlük hukuki yaşamın ayrılmaz parçası olduğundan — sözleşme tasdiki, vekaletname, vasiyetname, tapu işlemleri — bu iptalin pratik yansımaları geniş bir kesimi ilgilendiriyor. Sonraki günlerde AYM'nin gerekçeli kararının incelenmesi önerilir.
AYM: Savcılık Talimatı Olmadan "Müşteri Kılığındaki" Kolluğun Delilleri İhlal Oluşturuyor
Anayasa Mahkemesi, fuhşa aracılık suçundan mahkûm edilen bir başvurucunun bireysel başvurusunu inceleyerek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Kararda belirleyici etken şuydu: kolluğun savcılık talimatı olmaksızın müşteri kılığına girerek yürüttüğü gizli operasyon sırasında elde edilen delillerin mahkûmiyet kararına dayanak yapılması.
Hukuki bağlam: CMK'nın 139. maddesi, gizli soruşturmacı atanabilmesi için Cumhuriyet savcısı tarafından yazılı karar verilmesini şart koşar. Bu usule uyulmadan elde edilen deliller hukuka aykırı delil niteliği taşır ve CMK m. 206/2-a uyarınca yargılamada kullanılamaz. AYM, bu ihlali AİHS m. 6 (adil yargılanma) boyutuyla ele aldı.
Kimleri etkiliyor: Özellikle uyuşturucu, kumar ve cinsel suç davalarında gizli operasyon yöntemiyle toplanan delillere dayanan dosyalar bu karardan doğrudan etkilenebilir. Ceza avukatlarının devam eden ya da yeni açılan davalarda delil dışlanma talebinde bulunurken bu karara başvurması gerekiyor.
AYM: F Tipi Cezaevinde TV Yasağı Masumiyet Karinesini İhlal Etti
Anayasa Mahkemesi, F tipi kapalı cezaevinde "tehlikeli tutuklu" statüsüne alınan ve bu nedenle yaklaşık dört yıl radyo-televizyon hakkına kısıtlama uygulanan hükümlünün özel hayata saygı hakkı (Anayasa m. 20, AİHS m. 8) ile masumiyet karinesinin (Anayasa m. 38/4, AİHS m. 6§2) ihlal edildiğine karar verdi.
Hukuki bağlam: Masumiyet karinesi, bir kişi mahkûm olmadan önce suçlu gibi muamele görmesini yasaklar. "Tehlikeli tutuklu" etiketinin dört yıl boyunca uygulanması ve bu etiket gerekçesiyle medya erişiminin fiilen kapatılması, AYM'ye göre tutukluyu fiilen cezalandırıcı bir işlev görüyor; bu da Anayasa güvencesiyle çelişiyor.
Pratikte önemi: İnfaz avukatlığı alanında çalışanlar için emsal niteliğinde. Özellikle uzun tutukluluk dönemlerinde cezaevi yönetiminin kısıtlama kararlarına karşı AYM yolunun açık olduğu bu kararla bir kez daha doğrulandı.
Yargıtay HGK: Bilirkişi Raporuna Sessiz Kalmak Usuli Kazanılmış Hak Doğurmaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2026/10-129, K. 2026/299, 06.05.2026) önemli bir usul hukuku kararı verdi: bilirkişi raporuna karşı itiraz yoluna başvurmayan taraf, bu suskunluğunu "raporu kabul ettim" biçiminde yorumlanamaz; karşı taraf da bunu usuli kazanılmış hak olarak öne süremez.
Hukuki bağlam: Usuli kazanılmış hak ilkesi; tarafın daha önce kabul ettiği bir husus hakkında sonradan itiraz edemeyeceğini öngörür. HGK bu kararla, bilirkişi raporu özelinde suskunluğun zımni kabul sayılmayacağını açıkça hüküm altına aldı. HMK m. 281 uyarınca bilirkişi raporuna iki hafta içinde itiraz edilebileceği kuralı hâlâ geçerli; ancak bu sürenin geçirilmesi artık usuli kazanılmış hak zemini oluşturmuyor.
Pratikte önemi: Özellikle inşaat, tazminat ve malpraktis davalarında sık karşılaşılan bir durum. Tarafın rapor itirazı yapmamış olmasına rağmen sonradan raporun hatalı olduğunu ileri sürebileceği bu kararlа netlik kazandı.
Yargıtay 4. HD: Gerçek Zararı Öğrendikten Sonra Açılan Dava Hakkın Kötüye Kullanımı
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2023/9773, K. 2025/5472, 09.04.2025) tazminat davası stratejisini doğrudan etkileyen bir karar verdi: gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra aynı olay nedeniyle ikinci ve üçüncü kez dava açmak, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilir.
Hukuki bağlam: Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi (dürüstlük kuralı), hak kullanımında iyi niyet yükümlülüğü getirir. İngiliz hukukundaki "piecemeal litigation" yasağına paralel bu ilke; davacının önceden bilebildiği ya da öngörebileceği zarar kalemlerini ilk dava aşamasında ileri sürmesini zorunlu kılıyor.
Pratikte önemi: Tazminat davalarında dava stratejisi belirlenirken tüm zarar kalemlerinin baştan tespit edilip aynı davada talep edilmesi kritik. Aksi hâlde sonraki dava kötüye kullanım gerekçesiyle reddedilebilir.
Yargıtay 1. CD: CMK ile Atanan Katılan Vekili Varsa Vekalet Ücretinden Mahsup Şart
Yargıtay 1. Ceza Dairesi (E. 2025/7182, K. 2026/4176, 21.05.2026) katılan vekalet ücretinin doğru hesaplanma yöntemini belirledi: CMK uyarınca mahkemece atanan katılan vekili bulunması hâlinde, devletin bu avukata ödediği ücret, katılan lehine hükmedilecek vekalet ücretinden mahsup edilerek karar verilmesi gerekir.
Hukuki bağlam: CMK m. 237-243, suçtan zarar görenlerin davaya katılma hakkını düzenler. Katılan çoğunlukla CMK vekili aracılığıyla yargılamaya dahil edilir; devlet bu avukata Adalet Bakanlığı tarifesi üzerinden ücret öder. Kararda daire, aynı hizmet için iki ayrı ödeme (devlet aracılığıyla ve ayrıca mahkûm sanıktan) yapılmasını hukuka aykırı buluyor.
Pratikte önemi: Ceza davaları sonrasında yargılama giderleri ve vekalet ücreti hesabında avukatların bu karara göre itiraz ve düzeltme talep etmesi gerekebilir.
Yargıtay 9. HD: Kasaya Ödemeden Çikolata Yiyen İşçiyi İşten Çıkarmak Ölçüsüz
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (E. 2015/16220, K. 2017/18738, 21.11.2017), 4 yıl kıdemi bulunan mağaza sorumlusunun kasaya parasını ödemeden bir adet çikolata yemesi nedeniyle iş akdinin feshini ölçülülük ilkesine aykırı buldu. Kararda; kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğu vurgulandı.
Hukuki bağlam: İş Kanunu m. 25/II kapsamında haklı nedenle fesih için ihlal ile fesih arasında orantı şarttır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre; uzun kıdemli bir işçinin tek seferlik, düşük değerli bir ihlali nedeniyle derhal işten çıkarılması, iş ilişkisindeki güven sarsılması eşiğini aşmıyor. Önce uyarı ve benzeri hafif yaptırımların denenmesi, son çare olarak feshe gidilmesi bekleniyor.
Pratikte önemi: İş hukuku davalarında işverenin fesih haklılığı tartışılırken orantılılık testinin uygulanması zorunlu. Bu karar; özellikle perakende ve hizmet sektöründe küçük ihlal nedeniyle yapılan fesihlerde işçi lehine güçlü bir dayanak oluşturuyor.