Aile Hukuku
Yurt Dışından Nafaka Tahsili: Yabancılar İçin Hukuki Rehber
Yayın tarihi 15 Haziran 2026·5 dk okuma
Av. Mona Hukuk Editorial Team - Antalya · Antalya Barosu
Uluslararası bir ayrılık ya da boşanma sonrasında ebeveynlerden biri Türkiye'de kalırken diğeri yurt dışına taşınıyorsa, çocuk nafakasının tahsili çoğu zaman iki ayrı hukuk sistemini kapsayan bir sürece dönüşür. Antalya'da yaşayan bir ebeveyn, yurt dışındaki eski eşten nafakayı nasıl tahsil edecektir? Ya da tersine, yabancı bir mahkeme Türkiye'deki bir kişiye nafaka yükümlülüğü koymuşsa nasıl bir yol izlenmelidir? Bu rehber her iki durumu da ele alıyor.
Nafaka Ne Zaman Sınır Ötesi Bir Mesele Haline Gelir?
En sık karşılaşılan durum, boşanma sonrasında bir ebeveynin Türkiye'de kalması, diğerinin ise yurt dışına taşınmasıdır. Türk aile mahkemesi aylık nafaka kararı verebilir; ancak bu kararın yurt dışındaki bir kişiye karşı uygulanması, iç hukuktaki takip süreçlerinden oldukça farklıdır.
Ters durum da sıkça yaşanır: Alman, Fransız ya da başka bir ülke mahkemesi nafaka kararı vermiştir; borçlu Türkiye'de ikamet etmektedir. Bu yabancı kararın Türkiye'de icraya konulabilmesi için önce Türk mahkemelerinde tanınması gerekmektedir.
Türk hukuku açısından önemli bir nokta: Türk Medeni Kanunu uyarınca çocuğa fiilen bakan ebeveyn, üzerinde resmi velayet kararı bulunmasa dahi diğer ebeveynden nafaka talep edebilir. Mahkeme, kâğıt üzerindeki düzenlemeden çok çocuğun günlük bakımını kimin üstlendiğine bakar. Yabancı uyruklu müvekkillerin Türkiye'deki velayet davaları hakkında daha fazla bilgi için velayet davalarında yabancı müvekkillerin hakları başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Yabancı Nafaka Kararının Türkiye'de Uygulanması
Yabancı bir mahkeme nafaka kararı vermiş ve borçlu Türkiye'de ikamet ediyorsa, bu kararın doğrudan Türk icra dairelerine gönderilmesi mümkün değildir. Önce Türk aile mahkemesinde tenfiz davası açılması zorunludur. Bu zorunluluk, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 50. maddesinin 1. fıkrasından kaynaklanmakta olup Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin pek çok kararında da teyit edilmiştir.
Tenfiz davası sürecinde Türk mahkemesi, MÖHUK m. 54 kapsamında birkaç koşulu inceler: Yabancı mahkemenin yetki alanının Türk hukukuna göre uygun olup olmadığı; davalıya usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığı; kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığı; kararı veren ülke ile Türkiye arasında mütekabiliyet ilişkisi bulunup bulunmadığı.
Salt tanıma kararı, icra açısından yeterli değildir. Tenfiz kararı alınmaksızın, nafakaya ilişkin yabancı mahkeme ilamının Türkiye'de icra dairesine gönderilmesi hukuken mümkün olmaz.
1973 Lahey Sözleşmesi
Türkiye, "Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınmasına ve Tenfizine İlişkin 1973 Tarihli Lahey Sözleşmesi"ne taraftır. Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Portekiz gibi Avrupa ülkelerinin büyük bölümü de bu sözleşmeyi onaylamıştır.
Her iki devletin de sözleşmeye taraf olması durumunda tenfiz süreci önemli ölçüde kolaylaşır. Türk mahkemesi kararı ancak iki dar gerekçeyle reddedebilir: Türk kamu düzenine açıkça aykırılık ya da birbiriyle bağdaşmaz başka bir kararın varlığı. Sözleşmeye taraf olmayan ülkelerden gelen kararlar için ise genel MÖHUK tenfiz prosedürü uygulanır.
1956 New York Sözleşmesi: Sık Yapılan Bir Hata
"Nafaka Alacaklarının Yabancı Memleketlerde Tahsiline İlişkin 1956 Tarihli Sözleşme"nin sınır ötesi nafaka sorununu otomatik olarak çözdüğü sanılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin birden fazla kararında açıkça vurgulandığı üzere bu sözleşme, bir tanıma ya da tenfiz sözleşmesi değildir.
1956 Sözleşmesi, nafaka alacaklısının yurt dışındaki tahsil prosedürlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla merkezi makamlar ağı oluşturur. Türkiye'de bu rol Adalet Bakanlığı tarafından üstlenilmektedir. Ne var ki sözleşme, Türkiye'deki tenfiz zorunluluğunu ortadan kaldırmaz; yabancı mahkeme kararı hâlâ Türk aile mahkemesinde tenfiz edilmek zorundadır.
Türk Nafaka Kararının Yurt Dışında Tahsili
Türk aile mahkemesi nafaka kararı vermiş; ancak borçlu yurt dışına taşınmışsa, bu Türk kararının ilgili ülkede tanınması ve icraya konulması gerekmektedir. Uygulanacak kurallar o ülkenin iç hukukuna ve Türkiye ile yaptığı ikili ya da çok taraflı anlaşmalara göre şekillenir.
Bu noktada 1956 Sözleşmesi daha işlevsel bir rol üstlenir: Adalet Bakanlığı, "iletim makamı" sıfatıyla başvurunuzu borçlunun bulunduğu ülkedeki alım makamına iletebilir. Bu kanal, yurt dışında bağımsız olarak avukat tutmakla kıyaslandığında hem süreci hem de maliyetleri önemli ölçüde azaltabilir. Bazı ülkelerde yerel avukat tutulması kaçınılmaz olsa da başlangıç noktası olarak bu yol oldukça etkilidir.
Nafaka türleri ve Türk mahkemesinin nafaka miktarını nasıl belirlediği hakkında ek bilgi için yabancı müvekkiller için nafaka türleri başlıklı makalemize bakabilirsiniz.
Antalya'daki Aileler İçin Pratik Adımlar
- Mahkeme kararının (Türk veya yabancı) onaylı suretini ve resmi çevirisini hazırlayın.
- Borçlu Türkiye'deyse ve elinizde yabancı mahkeme kararı varsa: yetkili Aile Mahkemesi'nde tenfiz davası açılması için bir aile hukuku avukatına başvurun.
- Borçlu yurt dışındaysa ve elinizde Türk mahkeme kararı varsa: 1956 Sözleşmesi kanalı ya da ilgili ülkedeki doğrudan tenfiz yolu hakkında avukatınızdan değerlendirme talep edin.
- Ödenmemiş nafakalara ilişkin banka dekontlarını, iletişim kayıtlarını ve diğer belgeleri muhafaza edin; bunlar hem Türkiye'deki hem de yurt dışındaki süreçlerde kritik önem taşır.
Antalya Aile Mahkemeleri, başta AB ülkeleriyle bağlantılı davalar olmak üzere uluslararası nafaka tenfiz süreçlerini düzenli olarak ele almaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
S: Yabancı mahkeme kararını Türkiye'de mahkemeye gitmeden icraya koyabilir miyim?
Hayır. Yabancı mahkeme nafaka kararının Türk icra dairelerince işleme alınabilmesi için mutlaka tenfiz davası açılmalı ve tenfiz kararı alınmalıdır. Ne 1956 New York Sözleşmesi ne de 1973 Lahey Sözleşmesi bu adımı ortadan kaldırır.
S: Türk mahkemesi tenfiz sırasında nafaka miktarını değiştirir mi?
Tenfiz aşamasında mahkeme esasa girmez; belirlenen miktarı yeniden hesaplamaz. Sadece tanıma koşullarının karşılanıp karşılanmadığını inceler. Miktarın değiştirilmesi için ayrı bir artırım ya da indirim davası açılması gerekmektedir.
S: Türkiye'de yabancı boşanma kararının tanınması gerekiyor mu?
Yurt dışında gerçekleşen bir boşanmaya dayanan nafaka kararı söz konusuysa, boşanmanın tanınması meselesi de gündeme gelebilir. Bu konuda uluslararası boşanmanın Türkiye'de tanınması ve tenfizi başlıklı makalemiz ayrıntılı bilgi sunmaktadır.
S: Resmi velayetim olmasa da çocuğum için nafaka talep edebilir miyim?
Türk Medeni Kanunu'na göre evet. Çocuğun günlük bakımını fiilen üstlenen ebeveyn, resmi bir velayet kararı bulunmasa dahi nafaka talebinde bulunabilir.
S: Borçlunun ülkesiyle Türkiye arasında anlaşma yoksa ne olur?
İkili ya da çok taraflı bir sözleşme bulunmasa dahi, mütekabiliyet ilkesi geçerliyse ve MÖHUK'taki diğer koşullar sağlanıyorsa Türk mahkemesi tenfiz kararı verebilir. Bu değerlendirme, somut ülke ilişkisine göre avukatınızla yapılmalıdır.
Mona Hukuk Nasıl Yardımcı Olabilir
Sınır ötesi nafaka davaları; Türk aile hukuku süreçlerini, uluslararası sözleşmeleri ve zaman zaman yabancı hukuk sistemleriyle eş zamanlı çalışmayı gerektirir. Antalya'daki aile hukuku ekibimiz tenfiz davalarını yürütür, 1956 Sözleşmesi kanalını etkin biçimde kullanır ve gerektiğinde yurt dışındaki avukatlarla koordinasyon sağlar.
Antalya'da bir danışmanlık için contact@monahukuk.com adresinden bize yazabilir veya +90 (242) 606 14 32 numarasından arayabilirsiniz.
Türk Hukuku'ndaki gelişmeleri haftalık özet olarak almak ister misiniz?
Resmî Gazete duyuruları, yargı kararları ve mevzuat değişikliklerini haftalık olarak e-postanıza gönderiyoruz. Ücretsiz; istediğiniz an iptal edebilirsiniz.
İlgili Makaleler
Aile Hukuku
Yabancıların Türkiye'de Evlat Edinmesi: Hukuki Rehber
12 Haz 2026 · 3 dk okuma
Makaleyi okuAile Hukuku
Türkiye'de Yabancılar İçin Evlenme Şartları ve Belgeleri
8 Haz 2026 · 4 dk okuma
Makaleyi okuAile Hukuku
Türkiye'de Ayrılık mı Boşanma mı? Yabancılar İçin Hukuki Rehber
2 Haz 2026 · 4 dk okuma
Makaleyi oku