Hukuk Bülteni
Hukuki Haberler — 25 Mayıs 2026: AYM Temyiz Sınırını İptal Etti
Yayımlandı 25 Mayıs 2026·9 dk okuma
Bu haftaki Türk hukuku gündeminde Anayasa Mahkemesi'nin iki kritik kararı öne çıktı: HMK'daki temyiz parasal sınırının istinafın davayı kabul ettiği hallerde uygulanamayacağını tespit eden iptal kararı ve kamulaştırmada bedel kesinleşmeden tescile olanak tanıyan düzenlemenin iptali. Mevzuat cephesinde 7579 sayılı Kanun ile kat mülkiyeti aidat artışlarına yeniden değerleme tavanı getirildi; Sağlık Raporları Yönetmeliği psikiyatrik tanı sahiplerine silah ruhsatı konusunda yeni kısıtlamalar düzenledi.
Hukukçunun Gündemi
TBB ve 69 Baro: Avukat Bilgilerinin İfşası Savunma Hakkını Tehdit Ediyor
Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve 69 baro, TGRT Haber Ankara Temsilcisi'nin tutuklu Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarına ait Silivri Cezaevi giriş-çıkış saatlerini X platformunda paylaşması üzerine ortak açıklama yayımladı. Açıklamada bu bilgilerin ifşasının 6698 sayılı KVKK kapsamında kişisel veri ihlali oluşturduğu ve savunma hakkına yönelik ciddi bir tehdit niteliği taşıdığı vurgulandı.
CMK m. 154 şüpheli ve sanığın müdafiine serbestçe ve gizli şekilde ulaşmasını güvence altına alıyor. Avukat-müvekkil gizliliği; savunma stratejisinin yönlendirilmesine zemin hazırlayabilecek her türlü bilginin kamuoyundan korunmasını gerektiriyor. Cezaevine giriş-çıkış saatlerinin kamuoyuyla paylaşılması; avukatlar üzerinde psikolojik baskı yaratabilecek ve savunma planlamasına ilişkin çıkarımlara kapı aralayabilecek bir veri ifşasıdır.
Ceza avukatları açısından bu bildiri; müvekkil görüşmelerine dair bilgilerin herhangi bir mecrada paylaşılmasının hukuki sınırlarını ve olası KVKK ihlal başvurularını açıkça gündeme taşıyor.
TBB Başkanı Sağkan ile CHP Genel Başkanı Özel Ortak Basın Açıklaması Yaptı
TBB Başkanı Av. Erinç Sağkan ve heyet, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti ve görüşmenin ardından ortak basın açıklaması yapıldı. Toplantı gündemi kamuoyuyla tam olarak paylaşılmamakla birlikte, yargı bağımsızlığı ve avukatlık mesleğine ilişkin güncel sorunların ele alındığı belirtiliyor.
Barolar ile siyasi partiler arasındaki bu tür doğrudan temaslar, meslek örgütü-siyaset sınırı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
HSK Teftiş Kuruluna 30 Yeni Müfettiş Atandı
Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Teftiş Kurulu bünyesinde görevlendirilmek üzere 30 yeni müfettiş atadı. Teftiş Kurulu; hâkim ve savcıların performansını, mesleki uygunluğunu ve disipline konu eylemlerini denetleyen yapıdır.
2802 sayılı Kanun kapsamında yürütülen müfettiş denetimleri hâkim ve savcıların terfi ve atamalarını doğrudan etkiler. 30 yeni müfettişin göreve başlamasıyla denetim kapasitesinin artacağı ve denetim periyodlarının kısalabileceği değerlendiriliyor. Avukatlar açısından dolaylı bir önemi var: müvekkil şikâyetleri ve yargısal davranışa ilişkin ihbarlar bu mekanizma üzerinden işlenebildiğinden, kurulun güçlendirilmesi yargı süreçlerini etkileyebilir.
Resmî Gazete
7579 Sayılı Kanun: Kat Aidatı Artışı Yeniden Değerleme Oranıyla Sınırlandı
22 Mayıs 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan 7579 sayılı Kanun, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 35 ve 37. maddelerini değiştirerek site ve apartman aidat artışlarına tavan getirdi.
Eski düzenleme: Site veya apartman yöneticileri, kat malikleri kurulu kararı aramaksızın kendi inisiyatifleriyle aidat artışına gidebiliyordu. Bu durum, yönetici-kat maliki uyuşmazlıklarının önde gelen nedenlerinden biriydi.
Yeni düzenleme: Yöneticiler yeniden değerleme oranının üzerinde aidat artışı yapamayacak. Bu oranın aşılması gerektiğinde yönetici, en geç 3 ay içinde Kat Malikleri Kurulu'nu toplamak ve artışı kat maliklerinin onayına sunmak zorunda.
Yürürlük: 22 Mayıs 2026. Özellikle büyük sitelerde tartışmalı yönetici kararlarını kısıtlayan bu değişiklik, kat malikleri yargı uyuşmazlıklarında savunma için yeni bir hukuki zemin sunuyor.
7579 Sayılı Kanun: Mahalli İdare Şirketi İçin Cumhurbaşkanı İzni Şartı Getirildi
Aynı kanunla mahalli idarelerin, bağlı kuruluşlarının, birliklerinin ve bunların şirketlerinin yeni şirket veya kooperatif kurması Cumhurbaşkanı iznine bağlandı.
Eski düzenleme: Belediyeler ve iştirakleri, kanunda belirlenen usul çerçevesinde görece serbestçe şirket kurabiliyordu. Belediye iştiraki sayısındaki hızlı artış, denetim açısından tartışma konusuydu.
Yeni düzenleme: Yeni kuruluş için CB izni zorunlu hale getirildi. Mevcut belediye şirketleri etkilenmiyor; ancak yeni yapılanma planlamaları bu şartı gözetmek zorunda.
Belediye ihale ve sözleşme hukukuyla ilgilenen avukatlar için müvekkil danışmanlığında ön planlama gerektiren bir değişiklik.
Sağlık Raporları Yönetmeliği: Psikiyatrik Tanısı Olanlara Silah Ruhsatı Kısıtlandı
Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı Sağlık Raporları Yönetmeliği 19 Mayıs 2026'da Resmî Gazete'de yayımlandı. Yönetmelik, silah ruhsatı başvurularında sağlık raporu kriterlerini yeniden belirledi.
Eski düzenleme: Psikiyatrik rahatsızlığı bulunanların başvuruları daha geniş takdir yetkisiyle değerlendiriliyordu; tedavi altındaki bazı hastalar olumlu rapor alabiliyordu.
Yeni düzenleme:
- Aktif veya kronik depresyon, anksiyete bozukluğu, OKB ve DEHB tanısı bulunanlar için olumlu rapor düzenlenmesi sınırlandırıldı.
- Silah ruhsatı için tedavinin tamamen sona ermiş olması ve son 2 yıl boyunca semptomsuz ve ilaçsız geçirildiğinin e-Nabız kayıtlarıyla doğrulanması şartı getirildi.
- Yivli silah başvurularında kumar bağımlılığı bulunanlar da kısıtlama kapsamına alındı.
Yürürlük: 19 Mayıs 2026. Bu düzenleme raporları düzenleyen hekimleri, adli tıp bilirkişilerini ve silah ruhsatı ret kararlarına itiraz eden davacıları doğrudan etkiliyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne Faaliyet İzni Yeniden Verildi
25 Mayıs 2026 tarihli Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne yeniden faaliyet izni verildi. TMSF'nin el koyduğu Can Holding bünyesindeki üniversite Eylül 2025'ten bu yana kayyum yönetimindeydi; Cumhurbaşkanı kararıyla faaliyet izni önce kaldırılmış, akabinde yeniden verilmişti.
Türkiye'nin dördüncü büyük vakıf üniversitesinin bu süreci; vakıf üniversitesi kapatma-izin mekanizmalarını, TMSF el koyma prosedürünü ve kayyum yönetiminin yasal sınırlarını somut biçimde ortaya koyuyor. Belirsizlik dönemi kapanmış olmakla birlikte üniversitenin mali yapısının takibi sürecek.
Yargı Mensuplarının Nisan 2026 Terfi ve Derece Listeleri Yayımlandı
İki yıllık yükselme sürelerini dolduran adli ve idari yargı hâkimleri ile Cumhuriyet başsavcı ve savcılarının Nisan 2026 dönemi terfi ve derece yükselme listeleri, 21 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. 2802 sayılı Kanun kapsamında yargı mensuplarının kıdem ve derece yükselmeleri iki yılda bir Resmî Gazete'de ilan ediliyor.
AYM Kararları
AYM: İstinaf Davayı Kabul Edince Temyiz Yolu Açık — HMK m. 362/1-a'nın İlgili Kısmı İptal Edildi
Anayasa Mahkemesi, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki temyiz parasal sınırını, istinaf mahkemesinin ilk derece kararını kısmen veya tamamen kabul ederek kaldırması hali bakımından oybirliğiyle Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.
Eski düzenleme: HMK m. 362/1-a gereğince alacak ve tazminat davalarında temyiz yoluna gidebilmek için davanın parasal sınırı aşması gerekiyordu. Bu sınır, istinafın sonucundan bağımsız biçimde uygulanıyordu; dolayısıyla istinaf kararı değiştirse dahi düşük değerli davalarda Yargıtay'a erişim kapalıydı.
Karar ve gerekçesi: AYM, istinaf mahkemesinin ilk derece kararını ortadan kaldırdığı — yani davayı lehte sonuçlandırdığı — durumlarda parasal sınır nedeniyle Yargıtay'ın devreye girememesini Anayasa m. 36 kapsamındaki hak arama özgürlüğüyle bağdaşmaz buldu. İstinafta iki farklı esasa ilişkin karar üretildiğinde her iki karara karşı üst denetim yolunun açık tutulması zorunlu.
Pratikte ne değişiyor: İstinafın ilk derece kararını bozduğu her durumda, dava değeri yasal sınırın altında kalsa dahi Yargıtay'a temyiz başvurusu yapılabilecek. Bu değişiklik özellikle kat mülkiyeti, kira uyuşmazlıkları, küçük ticari alacaklar ve tüketici davaları için kritik; düşük değerli uyuşmazlıklarda içtihat tutarsızlıklarını gidermek amacıyla Yargıtay denetiminin artık işletilebilmesi mümkün.
AYM: Kamulaştırmada Bedel Kesinleşmeden Yapılan Tescil Anayasaya Aykırı
Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden önce taşınmazın idare adına tescil edilmesine imkân tanıyan yasal düzenlemeyi oybirliğiyle Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.
Eski düzenleme: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında idare; bedel belirleme süreci tamamlanmadan tapu tescilini gerçekleştirebiliyordu. Mülk sahibi bedele itiraz etse dahi tescil yürürlüğünü koruyordu; uyuşmazlık ayrı bir dava sürecine taşınıyordu.
AYM gerekçesi: Anayasa m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı, kamulaştırmanın kamu yararı gerektirdiği hallerde bile gerçek bedelin önce ödenmesini şart koşuyor. Bedel kesinleşmeden yapılan tescil, mülk sahibi aleyhine geri alınamaz bir durum yaratıyor ve etkin telafi mekanizmalarını işlevsiz bırakıyor.
Pratikte önemi: Bedel uyuşmazlığı devam eden taşınmazlarda idare artık tescili gerçekleştiremeyecek; süreç mülk sahibinin daha güçlü hukuki konumda olduğu bir aşamaya taşınacak. Kamulaştırma davaları izleyen avukatlar için referans niteliğinde bir karar.
AYM: Ortaklığın Giderilmesinde Taraf Teşkili Sağlanmadan Satış Mülkiyet Hakkını İhlal Eder
Anayasa Mahkemesi, ortaklığın giderilmesi davasında mirasçı ve paydaş olan başvurucuların davaya dahil edilmeyerek taraf teşkili sağlanmadan taşınmazın satılması ve akabinde açılan davalarda zararın etkin biçimde giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
Hukuki bağlam: Ortaklığın giderilmesi (TMK m. 698–700); paylı ya da elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlarda paydaşlardan birinin talebiyle açılan bir davadır. Mahkeme; satış ya da aynen bölüştürme yoluyla taşınmazı tasfiye eder. Tüm paydaşların davada yer alması — taraf teşkili — usul hukukunun temel şartlarından biri olmakla birlikte uygulamada ihmaller yaşanabiliyor.
Pratikte önemi: Taraf teşkili sağlanmadan verilen satış kararı ve buna dayanan tapu işlemleri, dışarıda kalan paydaşları bilgi ve katılımları olmaksızın mülklerinden etmektedir. Bu karar; miras paylaşımı ve paylı mülkiyet davalarında görevli avukatlara paydaş listesinin eksiksizliğini baştan denetleme yükümlülüğünü somut biçimde hatırlatıyor.
Yargı Kararları
Ankara BAM: Özel Hayattaki Olay İşyerine Somut Yansımadıysa Fesih Geçerli Sayılamaz
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, işyeri dışında ve özel hayat kapsamında gerçekleştiği ileri sürülen bir olayın, işyerine somut ve ölçülebilir olumsuz etkisi ispat edilmeden geçerli fesih nedeni yapılamayacağına hükmetti.
Hukuki bağlam: 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 kapsamında geçerli nedenle feshin yapılabilmesi için olayın iş ilişkisini doğrudan etkiliyor olması gerekir. Mahkeme, özel yaşamdaki bir durumun iş sözleşmesine konu edilebilmesi için bu nedensellik bağının somut verilerle kanıtlanmasını şart koşuyor.
İşverenler artık çalışanın işyeri dışı davranışını gerekçe göstererek sözleşmeyi feshedemeyecek; işyeri verimliliği, kurumsal itibar ya da iş ortamı üzerindeki olumsuz etkiyi belgelemek zorunda kalacak. İş hukuku savunmalarında bu kararı doğrudan kullanmak mümkün.
Ankara BAM: Performans Fesihte Nesnel Ölçüt ve Destek Kanıtlanmadan İşçi İade Edilmeli
Ankara BAM 7. Hukuk Dairesi, performans düşüklüğüne dayalı fesih davalarında işverenin nesnel ölçüm, gerçekçi hedef, somut destek ve performans artırıcı eğitim şartlarını ispat edemediği gerekçesiyle ilk derece kararını kaldırarak işçinin işe iadesine karar verdi.
Yeni içtihat: Mahkeme, işverenden dört unsurun birlikte ispatını arıyor: ölçümlerin nesnel bir sisteme dayanması; hedeflerin gerçekçi ve önceden bildirilmiş olması; işçiye somut destek sağlanmış olması; performans artırıcı eğitim fırsatı tanınmış olması. Bu şartlardan herhangi birinin yokluğu feshin geçerliliğini ortadan kaldırıyor.
Pratikte önemi: İşe iade davalarında performans belgelerinin niteliği ve içeriğine ilişkin beklentileri yeniden belirledi; hem işçi hem işveren avukatları için hazırlık sürecini etkiliyor.
Yargıtay 10. HD: Trafik Sigortasında Poliçe ve Prim Ödeme Saati Araştırılmadan Karar Verilemez
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, trafik kazası nedeniyle SGK'nın yaptığı geçici iş göremezlik ödemesinin sigorta şirketinden tahsiline ilişkin bir davada; geçerli sigorta poliçesinin bulunup bulunmadığı, poliçe prim ödeme saati ve kaza saatinin araştırılmadan verilen kararı hukuki dinlenilme hakkı yönünden usul ve yasaya aykırı bularak kanun yararına bozdu.
Hukuki bağlam: Zorunlu trafik sigortasında (ZMSS) sigorta şirketinin sorumluluğunun doğabilmesi için kaza anında geçerli ve prim ödenmiş bir poliçenin bulunması gerekir. Prim ödeme saati ile kaza saati arasındaki öncelik ilişkisi bazı davalarda sigortanın geçerlilik kapsamını doğrudan etkiliyor.
Trafik kazası davalarında sigorta şirketi sorumluluğunu tartışan avukatlar; poliçe geçerlilik saatini, prim ödeme tarih ve saatini ve kazanın gerçekleşme anını ayrı ayrı belgelemeyi artık zorunlu görüyor.
Yargıtay 7. HD: Muhdesatın Tespiti Davasında Değer Zemin Bedeli Hariç Hesaplanır
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (E. 2026/635, K. 2026/1054, 26.02.2026); muhdesatın tespiti davasında dava değerinin (müddeabih) zemin bedeli hariç, davalının payına isabet eden muhdesat değeri üzerinden hesaplanması gerektiğine hükmetti. Harç ve vekalet ücreti de bu miktara göre belirlenecek.
Muhdesat (TMK bağlamında), bir taşınmazın üzerindeki yapı veya ağaçların farklı kişilere ait olduğunun tespitine yönelik bir davadır. Dava değerinin doğru belirlenmesi hem harç hesabı hem de vekalet ücreti açısından kritik; yanlış hesaplama harç iadesi talebi veya ilave harç yüküyle sonuçlanabilir.
İzmir BAM: Kira Tespitinde Hakkaniyet İndirimi Nedeniyle Reddedilen Kısım Aleyhine Vekalet Ücreti Verilemez
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi (E. 2024/1255, K. 2026/801, 20.04.2026); kira bedelinin tespiti davalarında hakkaniyet ve takdiri indirimler gerekçesiyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden kaynaklanan ret kısmı için davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilemeyeceğine hükmetti.
Kira tespit davalarında mahkemeler piyasa rayicinin altında kira bedeli belirleyebildiğinden davanın kısmen reddedilmesi olağan bir durum. Bu karar; ev sahibi davacıların hakkaniyet indirimi nedeniyle aleyhlerine vekalet ücreti yüklenemeyeceğini güvence altına alıyor.