Aile Hukuku
Türkiye'de Vesayet ve Kayyımlık: Yabancı Aile Üyeleri İçin Rehber
Yayın tarihi 14 Temmuz 2026·5 dk okuma
Av. Mona Hukuk Editör Ekibi - Antalya · Antalya Barosu
Antalya'da yaşayan ya da Türkiye'de taşınmazı bulunan bir yakını hastalık, ileri yaş veya zihinsel bir rahatsızlık nedeniyle işlerini artık kendi başına yürütemez hâle geldiğinde, yabancı aile üyeleri çoğu zaman ne yapmaları gerektiğini bilemez. Türk hukuku bu boşluğu iki ayrı kurumla doldurur: kişinin fiil ehliyetini bütünüyle koruma altına alan vesayet ve yalnızca belirli, sınırlı bir iş için devreye giren daha hafif bir kurum olan kayyımlık. Bu iki mekanizmayı doğru anlamak, hem Türkiye'deki bir akrabası için koruma isteyen hem de kendisi için ileride böyle bir ihtiyaç doğabilecek yabancılar açısından büyük önem taşır.
Vesayet ve Kayyımlığın Yasal Temeli
Her iki kurum da 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (TMK) vesayete ayrılan bölümünde, m.396 ile m.494 arasında düzenlenmiştir. TMK m.396 vesayet organlarını "vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlar" olarak tanımlar. Bu bölüm; bir kişinin kendi işlerini görecek durumda olmadığı ya da malvarlığının korunmaya muhtaç olduğu hâllerde mahkemenin nasıl devreye gireceğini adım adım belirler.
Vesayet ile kayyımlık arasındaki temel fark kapsamdır. Vesayet, kişinin fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla kısıtlanmasını ve ona genel yetkili bir vasi atanmasını içerir; vasi, korunan kişiyi hemen her hukuki işlemde temsil eder. Kayyımlık ise ehliyeti tümüyle sınırlamadan, yalnızca belirli bir işe ya da belirli bir malvarlığının yönetimine yönelik atanır.
Vesayeti Gerektiren Hâller
TMK, vesayet altına alınacak kişileri iki ana grupta toplar. Birincisi küçüklerdir: m.404 uyarınca velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır (örneğin anne-babası vefat etmiş ya da velâyet kaldırılmış bir çocuk).
İkinci grup, mahkeme kararıyla kısıtlanan erginlerdir. Kanun kısıtlama sebeplerini sınırlı biçimde sayar:
- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (m.405): İşlerini göremeyen, sürekli bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye düşüren ergin kısıtlanır. Bu, demans, ağır zihinsel engel ya da benzeri durumlar için en sık başvurulan sebeptir.
- Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim (m.406): Kişiyi veya ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesi doğuran hâller.
- Özgürlüğü bağlayıcı ceza (m.407): Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için cezaevinde bulunan ergin, isteği üzerine kısıtlanır; belirli koşullarda re'sen de kısıtlanabilir.
- İstek üzerine (m.408): Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden ergin, bizzat kendi kısıtlanmasını isteyebilir.
Kim Vasi Olabilir ve Yetkili Makamlar
Vasiyi mahkeme atar. TMK m.413'e göre vesayet makamı, görevi yapabilecek yetenekte bir ergini vasi olarak belirler; gerektiğinde birden çok vasi de atanabilir. Önemli bir nokta, m.414'ün getirdiği öncelik kuralıdır: haklı bir engel bulunmadıkça mahkeme, öncelikle korunacak kişinin eşini veya yakın hısımlarından birini vasi olarak atar. Bu, Türkiye'deki bir akrabası için vasi olmak isteyen yabancı aile üyelerinin lehine işleyen bir kuraldır; ancak yerleşim yeri yakınlığı ve kişisel ilişkiler de göz önünde tutulur.
Organlar bakımından m.397 açıktır: vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. Yetki yönünden m.411, vesayet işlerinde yetkiyi küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine verir. Yani Antalya'da yaşayan bir kişi için başvuru Antalya sulh hukuk mahkemesine yapılır.
Kayyımlık: Belirli ve Sınırlı Amaçlı Koruma
Kişinin ehliyetini tümüyle kısıtlamaya gerek olmayan durumlarda kayyımlık devreye girer. TMK iki temel türü düzenler:
- Temsil kayyımlığı (m.426): Ergin bir kişi hastalık, başka bir yerde bulunma ya da benzeri bir sebeple ivedi bir işini göremiyorsa; yasal temsilcinin menfaati ile korunanın menfaati çatışıyorsa; veya yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa mahkeme temsil kayyımı atar.
- Yönetim kayyımlığı (m.427): Bir kimse uzun süredir bulunamıyorsa, malvarlığını kendi başına yönetme gücünden yoksunsa ya da yönetimi kimseye ait olmayan mallar söz konusuysa yönetim kayyımı atanır.
Bu ayrım pratikte çok işlevseldir: örneğin yurt dışında yaşayan bir yabancı, Antalya'daki tek bir tapu işlemi ya da banka hesabı için tam bir vesayet sürecine gerek kalmadan temsil kayyımlığı yoluyla temsil edilebilir.
Yabancı Aile Üyeleri İçin Pratik Yol Haritası
Türkiye'de bir yakını için vesayet ya da kayyımlık isteyen yabancıların izleyeceği yol nettir. İlk adım, korunacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine başvurmaktır. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayanan kısıtlamalarda mahkeme kural olarak resmî sağlık kurulu raporu ister ve ilgiliyi dinler. Yabancı başvurucular için yurt dışından getirilen belgelerin (kimlik, akrabalık, sağlık kayıtları) apostil şerhli ve yeminli tercümeli olması gerekir. Türkiye'de yerleşik bir yabancının kendisi için de aynı kurumlar işletilebilir; kısıtlama kararı verildikten sonra vasi, korunan kişinin hem kişiliğini hem malvarlığını denetim makamının gözetimi altında yönetir.
Sıkça Sorulan Sorular
Yabancı bir kişi Türkiye'deki akrabasına vasi olarak atanabilir mi? Evet. TMK m.414 eş ve yakın hısımlara öncelik tanır ve vatandaşlık tek başına engel değildir. Ancak mahkeme yerleşim yeri yakınlığını ve kişisel ilişkileri değerlendirir; sürekli yurt dışında yaşayan bir kişi için mahkeme farklı bir çözüm üretebilir.
Vesayet ile kayyımlık arasındaki fark nedir? Vesayet, kişinin fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla kısıtlanmasını ve genel yetkili bir vasi atanmasını gerektirir. Kayyımlık ise ehliyeti tümüyle sınırlamadan yalnızca belirli bir iş ya da malvarlığı için atanır; daha hafif ve amaca özgü bir kurumdur.
Hangi mahkemeye başvurulur? Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir (TMK m.397) ve yetki, korunacak kişinin yerleşim yerindedir (m.411). Antalya'da yaşayan biri için Antalya sulh hukuk mahkemesi yetkilidir.
Sadece bir tapu ya da banka işlemi için tam vesayet şart mı? Hayır. Tek ve belirli bir iş söz konusuysa çoğu zaman temsil kayyımlığı (m.426) yeterlidir; bu, tam kısıtlama sürecinden çok daha hızlı ve sınırlı bir yoldur.
Mona Hukuk Nasıl Yardımcı Olabilir?
Vesayet ve kayyımlık süreçleri, sağlık raporlarının temini, yabancı belgelerin apostil ve tercüme işlemleri ile sulh hukuk mahkemesi önünde titiz bir usul takibi gerektirir. Mona Hukuk olarak yabancı aile üyeleri adına vesayet ve kayyımlık başvurularını hazırlıyor, mahkeme önünde temsil sağlıyor ve atanan vasi ya da kayyımın denetim makamına karşı yükümlülüklerini yerine getirmesinde rehberlik ediyoruz.
Antalya'da danışmanlık için contact@monahukuk.com adresinden yazabilir ya da +90 (242) 606 14 32 numarasını arayabilirsiniz.
Türk Hukuku'ndaki gelişmeleri haftalık özet olarak almak ister misiniz?
Resmî Gazete duyuruları, yargı kararları ve mevzuat değişikliklerini haftalık olarak e-postanıza gönderiyoruz. Ücretsiz; istediğiniz an iptal edebilirsiniz.
İlgili Makaleler
Aile Hukuku
Türkiye'de Soybağının Reddi ve Babalık Davası
14 Tem 2026 · 5 dk okuma
Makaleyi okuAile Hukuku
Uluslararası Evlat Edinmede Lahey Sözleşmesi Uygulaması
14 Tem 2026 · 4 dk okuma
Makaleyi okuAile Hukuku
Türkiye'de Evli Olmayan Çiftler: Mülkiyet ve Miras Riskleri
13 Tem 2026 · 5 dk okuma
Makaleyi oku